Sağlıklı bir cilt için yapmanız gerekenler

Cildimizin parlaklığını ve tazeliğini uzun süre korumak istiyorsak yapmamız gereken tek şey cildimize çok fazla özen göstermek ve ona iyi bir biçimde bakmak. Bilinçli bir biçimde yapılan cilt ve deri bakımı cildimizdeki hücrelerin ömrünü uzatır ve erken yaşta yaşlanmasını önler. Eğer cilt bakımına zaman ayıramıyorsak belli başlı kurallara uyar ve cilt temizliğini de aksatmazsak cildimizde istediğimiz sonucu alabiliriz. Cilt sağlığımızı gerçek anlamda korumak istiyorsak yapmamız gereken en önemli madde cildimizi güneş ışınlarından korumaktır. Çocukluk çağından beri güneş ışınlarına aşırı derecede maruz kalan insanlarda belli bir süre sonra ciltte çillenme, kötü bir cilt rengi, güneş lekeleri ve yanıkları, cilt tabakasının kabalaşıp sertleşmesi, cildin kuruması gibi birçok şey görülebilir. Güneşten korumaya yarayan güneş kremleri sadece havuzlarda kullanılmaz, bu kremler bilinenin aksine her ortamda kullanılabilir yazın dışarı çıkmadan önce bu kremlerden vücudumuza sürmek cildimizi güneşin yıpratıcı etkisine karşı koruyacak başka bir değişle güneş ışınlarına karşı bir kalkan görevi görecektir. Eğer küçük çocukları güneşten korumak istiyorsak güneş kreminin yanı sıra özel yapım güneş ışını geçirmeyen kıyafetler alıp çocuğumuza giydirmeliyiz çünkü normal kıyafetler güneş ışınını geçiriri ve cildi kötü etkiler. Hassas ciltler güneşten korumayı sağlayan kremleri kışında sürebilirler. Yetişkin bir insanın vücudunu tam anlamıyla koruyabilmesi için vücuduna yeteri miktarda güneş kremi sürmelidir. Buda yetişkin bir insanda ortalama 25 ml dir.
Eğer cildimizi kötü etkilerden korumak istiyorsak sigaradan da uzak durmalıyız. Sigara bir çok hastalığa sebep olduğu gibi derinin üst tabakasındaki kılcal damarların daralmasına neden olarak cildimizdeki kan dolaşımını yavaşlatır ve bu yavaşlamada cildimizdeki hücrelere yeterli besin gidememesi ve iyi miktarda oksijen taşınamamasına yol açar. Ayrıca sigaranın iççindeki nikotin cildimizin esnekliğinin kaybolmasına neden olur. Çünkü nikotin kolojen ve elastin tabakaya etki ederek bu maddelerin sentezini olumsuz etkiler. Sigara içen insanlarda göz çevresinde ve dudak çevresinde kırışıklıklar görülür bunun sebebi ise sigara içmeye bağlı olarak sürekli tekrarlanan mimiklerdir.
Vücut bir bütündür ve biz eğer cildimizin sağlıklı olmasını istiyorsak cilt sağlığı dışında tüm vücudumuzun sağlığına dikkat etmeliyiz. Bundan dolayıdır iyi bir şekilde beslenme cildimizi daha iyi korumamız açısından bize yardımcı olur. Bunun dışında stres ve uykusuzluk gibi durumlarda cildimiz hassaslaşır ve sivilce gibi oluşumlar gösterir, bu da demek oluyor ki uykumuza ve stres yapmamaya da dikkat etmeliyiz.
Bilinenin aksine duşta uzun kalmak derimize iyi gelmez. Duşta geçirdiğimiz zamanı kısaltmak bizim için daha faydalı olacaktır. Çünkü fazla yıkanma cildimiz üzerindeki yağ tabakasını azaltır. Azalan yağ tabakası da cildin kurlaşmasına sebep olur ve cildin yapısı bozulur. Kullanacağınız sabun ve şampuanların PH derecesine dikkat etmeniz gerekmektedir.
Her sabun ve şampuan her cilde uymaz ve cilde zarar verir bunun için doktorunuza başvurduktan sonra sabununuzu eczaneden almanızı tavsiye ederiz.

11 Ağustos 2011
Okunma
bosluk

Cilt Kırışıklıkları tedavi

“Sağlık, hiç kimsenin kesin olarak güvenemeyeceği bir nimettir.”

Derimiz yaşantımızın izleriyle doludur. Bebek­lerin derisi yumuşacık, pürüzsüz ve lekesiz. Za­man ilerledikçe pürüzsüz, lekesiz derinin bazı yerlerinde kuruluk bazı yerlerinde aşırı yağlan­ma gözeneklerde belirginleşme, yer yer katlantı izleri, kırışıklıklar, yer yer kahverengi lekeler, kır­mızı lekeler oluşur. Uzun süren kaşıntılı hastalık­ların sivilcelerin, hamileliğin, güneşin, mimikle­rin izleri gelir yerleşir derimize. Çoğu kez dert olur, bu izler ortadan kalksın diye uğraşırız. Bir gazetede okuduğumuz haberle irkiliriz. Falanca kişi falanca bir aletle özel bir takım “bitkisel” ka­rışımla lekeleri, kırışıklıkları anında ağrısız acısız geçirmektedir. Sarılırız telefona, randevu alırız, gideriz görüşmeye. Siz hiç merak etmeyin pırıl pırıl olacaksınız diye başlayan bir açıklama din­leriz. Kimimiz inanır, kimimiz kuşkulanırız. Müm­kün mü tamamen pırıl pırıl olmak mümkün zamanı ve doğayı tümüyle altedebilmek.

Bu işin ne kadarı hayal ve ne kadarı gerçek ve ne kadarı şarlatanlık ve ne kadarı bilimsel. İpin­ce bir sınır var arada. Bu ipince sınırı aşmadan kırışıklık konusunu elimizden geldiğince anlat­mak, bu konuda hep birlikte tartışmak üzere bu yazıyı hazırladım. Kırışıklık oluşumu ve tedavisi ve de önlenmesi hususunda kafanızdan geçen sorulara azıcık da olsa yanıt bulabilirsek sevine­ceğim.

Kırışıklık olmaması için neler yapılabilir?
İlk önce kırışıklık oluşturabilecek nedenler be­lirlenmeli ve buna yönelik tedbir alınmalıdır. Ge­ce süreceğimiz nemlendirici kremin kırışıklık ve leke tedavisi açısından son derece önemi büyük­tür. Hafif soyucu özelliği olan, bu özelliği nede­niyle deride yeniden yapımı hızlandıran kollajen yapımını hızlandıran kremlerin gece kullanılma­sında yarar vardır. Gündüz güneşten koruyucu özellikle nemlendirici kullanılabilir.

Masaj uygulanabilir sigara içilmemelidir. İşık­tan rahatsızlık duyuluyorsa ışığa karşı hassasiyet oluşturucu maddelerden sakınmak ve güneş gözlüğü kullanmak uygun olur. Bol bol su içilme­li.

Kırışıklıklar nasıl oluşur?
Derimizin hemen altında bir bağ dokusu çatısı vardır. Bu çatıyı kollajen, elastin adı verdiğimiz ipliksi proteinler oluşturur. Herhangi bir nedenle bu çatıda oluşabilecek bir zayıflama sonrasında deri gerginliği ve elastikiyetini kaybeder kırışık­lık oluşur. Yüzümüzdeki kaslarımızla sık olarak yaptığımız hareketlerimiz yani mimikler yüzümü­zün derisinde kırışıklık oluşmasının başlıca ne­denleridir. Alnımızı çatarken, gözümüzü kısarken kasılan kaslarımız bu hareketi yaşam boyunca defalarca yaptığı için deride bağ dokusunda bir erime oluşur. Çok sigara içen kişilerin dudak çevresinde oluşan dikey çizgiler de benzer bir mekanizmayla dudakların büzülmesine bağlı ola­rak oluşmaktadır. Devamlı aynı pozisyonda yü­züstü ve yan yatış yüzümüzde belirgin kırışıklığa neden olabilir. Yine ağız içi protezlerinde uyum­suzluk kırışıklığa yol açmaktadır.

Güneş ışınları, deri altındaki bağ dokusunu ya­ni kollajeni yıkan enzimlerin çalışmasını artırır. Güneş ışınları altında uzun kalan kişilerde kolla-jen daha hızla yıkıma uğrar, ciltte incelmenin yanısıra kırışıklıklarda oluşur. Güneş ışınları kah­verengi lekeleri, damarlaşmayı (telenjektazileri) arttırır.

Göz çevresi kırışıklıklarının iki ana nedeni var­dır. Gözü kısma hareketi ve göz çevresini kaşı­mak…Bunların sonucunda zaten diğer bölgelere göre daha ince olan göz çevresi derisinde hızla şekil bozukluğu, kırışıklık gelişir. Işığa hassas ki­şiler gözlerini kısarlar ve bu durum göz çevresin­deki kırışıklıkların en önemli nedenidir. Çeşitli allerjik etkenler özellikle koku allerjilerinde göz çevresinin sık kaşınması özellikle alt göz kapa­ğında kırışıklıklara neden olur.

Bir insanın biyolojik yaşı arttıkça kollajen ve elastin yapım hızı azalır, yıkımı artar – Bayanlar­da menapoz döneminde östrojen azaldıkça bağ dokusu yapımı azalır, bağ dokusu zayıflar. Deri­de elastikiyet azalır. Kırışıklık artar. Hormonal hastalıklar aşırı kilo alma deri altındaki bağ do­kusunun yapısını bozar.

3 Mayıs 2011
Okunma
bosluk

Çatlakların Tedavisi

Hızlı kilo alıp verme ve doğum gibi nedenlerle ortaya çıkan cilt çatlakları, mekanik dermoabrazyon yöntemiyle giderilebiliyor.

Selülit, kilo, yağlanma derken bir başka kabusu gözardı etmeye başladık; çatlaklar. Hızlı kilo alıp verme ve doğum gibi nedenlerle ortaya çıkan çatlak problemi, sadece bacaklarda değil, vücudun çeşitli yerlerinde oluşabiliyor.

Vücutta çatlak oluşmasının nedenlerini şöyle açıklınıyor: “Çatlaklar, hızlı kilo alıp verme, gebelik, kortizon kullanımı, metabolik rahatsızlık gibi nedenlerle oluşabilir. Tedavi için önce sorunun hangi rahatsızlıktan kaynaklandığına bakmak gerekir. Kişi bu durumlardan uzaklaştırıldıktan sonra, hasar tesbiti yapılır. Çatlağın rengi, yüzeyin gerginliği, çatlağın kaç senedir var olduğu tedavinin süresini belirler.”

Peeling’e alternatif

Cilt üzerinde oluşan papül, döküntü, kırışık, yaşlanma ve çatlak gibi dış etkenler yüzünden meydana gelen olumsuzlukları düzeltmek için geliştirilen yöntemlerden biri mekanik dermoabrazyon. Dermoabrazyonda uygulanan yöntem ve kullanılan cihazın özellikleri şöyle : “Özellikle çatlak problemi olarak ortaya çıkan bu buluş, ‘kimyasal peeling’e (deri yüzeyindeki ölü hücreleri soyma) alternatif olarak düşünülmüş. Kimyasal peling yaptığımız zaman, çatlaklarda çok yüksek konsantrasyonlara çıkmak gerekiyor. Etkin maddeyi, yani glikolik asit türevlerini yüksek oranda kullandığımız zaman ise hastanın mutlaka korunmasını gerektiren durumlar ortaya çıkıyor. Bunların en başında güneş lekeleri geliyor. Cildin üst tabakasını olduğu gibi kaldırdığımız için travmaya çok müsait bir alan ortaya çıkıyor. İki ucu keskin bir bıçak gibi. Hastayı iyileştirmeye çalışırken diğer yandan travmaya açık bırakıyorsunuz. Mekanik dermoabrazyonda ise aynı etkiyi elde etmenize rağmen hasta yaklaşık bir saat sonra hiçbir şey yapılmamış gibi gününe devam edebiliyor.”

Vakum değil püskürtme

Dermoabrazyonla gerçekleşen işlem de yöntemi cazip kılıyor: “Alüminyumoksit kristalleri, alet yardımı ile cilde püskürtülüyor. Eğer bu işlem cilde vakumlanarak yapılsa, ciltte bir takım kızarıklık ve morarmalar olur. Oysa püskürtme yöntemi kullanıldığı zaman bu tür travmalara rastlanmıyor. Alüminyumoksit kristalleri ile sadece cilt zımparalanıyor. Tabii bu yöntem, çok ciddi cilt problemi olmayan, yani bir operasyon gerektirmeyen hastalarda kullanılıyor.”

19 Ocak 2011
Okunma
bosluk

Cilt Bakımında Doğrular Ve Yanlışlar

Günümüz kadını için cilt bakımı vazgeçilmezler arasında yer alıyor. Ancak iş, öyle arkadaş tavsiyesiyle, etraftan duyduklarınızla olmuyor. İyisi mi siz yazımızı okuyup, bilgilerin doğrularını öğrenin. Vücuttaki en büyük organ cilt ve özellikle de kadınlar cilt bakımıyla son derece ilgili. Ancak bu konuda nelerin yapılması ve nelerin yapılmaması gerektiğine dair o kadar çok söylenti var ki, durumu açıklığa kavuşturalım istedik. Çoğu kadın, nasıl bir cilt bakımı uygulayacağı konusunda oldukça mantıklı fikirler öne sürse de, iş uygulamaya gelince, yapılanlar söylenenlerden farklı olabiliyor.

Yüzümü suyla yıkıyorum. Bu nedenle de toniğe ihtiyacım yok.

Yüzünüzü suyla yıkamanızda hiçbir problem yok. Hatta cildinizi bir sütle temizledikten sonra, yüzünüze bir su çarpmanızda da sakınca yok. Sorun, cildinizin yaklaşık 5.5 seviyesinde pH seviyesine sahip olması. Oysa bu oran suda, oturduğunuz bölgeye ve kullandığınız suyun sertliğine göre, 9.5 e kadar çıkabiliyor. Tonik ise, cildinizin asit seviyesini normale döndürüp, dengeyi sağladığından, su kullanarak bu dengeyi tekrar bozmuş oluyorsunuz. Piyasada satılan tonikleri daha dikkatli inceleyip kendinize uygun bir tanesini seçebilirsiniz.

Gece kremim, gündüz kremimden daha yoğun olmalı.

Bu kişisel seçeneğe bağlıdır. Bazı kadınlar gece kullandıkları ürünün, günlük olarak kullandıklarından daha ağır olmasını isterler ama aslında daha yoğun bir kreme ihtiyaç yoktur. Belki gündüz kullandığınız kremden daha farklı özelliğe sahip bir ürünü tercih edebilirsiniz, mesela sıkılaştırıcı, ya da yaşlanmayı geciktirici ürünler gibi. Ama bunları da hafif ürünlerden seçebilirsiniz. Hem böylece sanki yastığınız yüzünüze yapışacakmış gibi bir kalıt da bırakmaz.

Gündüz ve gece ürünlerim farklı olmalı.

Bu yanlış bir bilgidir. Eğer cilt probleminiz yoksa, tek yapmanız gereken bunu korumak için cilt bakımı yapmanız. Kullandığınız ürünleri de günde iki kez kullanabilirsiniz. Bazıları SPF içeren ürünleri gece kullanmak istemez ama aslında bunda problem yoktur. Diğer seçenek de SPF içermeyen bir nemlendirici kullanmak ve gündüzleri de güneşten koruyan bir ürünü de bunun üzerine sürmektir. Ama amaç az üründe çok iş başarmak, işinizi kolaylaştırmaksa, ikinci seçenek size fazla yardımcı olmayacaktır.

Gece cildime bir şey sürmezsem, cildim nefes alabilir.

Bu düşünce ağır gece kremi kullanmakla ilgi rivayete dayanır. Bazı cilt bakım uzmanlarına göre, gece cildinizi temizledikten sonra, başka bir ürün sürmezseniz, cildiniz kendi dengesini bulur. Bu noktada kendinizin nasıl hissettiği önemlidir. Cildinizi temizledikten sonra, yüzünüze bir şey sürmeniz gerektiğini hissediyorsanız, sürün. Aksi takdirde sürmeseniz de olur. Ancak şunu da unutmamak gerek ki, geceleri cildin kendini yenilemesi için uygun bir zamandır. Bu zamandan faydalanmak iyi olabilir.

Temizleyicim, göz makyajı temizlemekte de kullanılıyor. Bu nedenle ayrı bir ürün kullanmıyorum.

Eğer çok az makyaj yapıyor, ya da kullandığınız temizleyicinin makyajınızı nazikçe ve tamamen temizlediğini düşünüyorsanız, o zaman sorun yok. Bazı ürünlerin formülü, ayrıca bir göz makyajı temizleyicisi kullanımına gerek bırakmayacak şekilde hazırlanmıştır. Ama gözlerinizi tam anlamıyla temizlemek için onları iyice ovalamanız gerekiyorsa, o zaman ikinci bir ürüne ihtiyacınız var. Cilt esnek olduğunda, onu çekiştirip durduğunuzda, erken kırışıklıklara sebebiyet vermiş olursunuz.

Su, cildimi kurutuyor.

Cilt tipiniz ne olursa olsun, su aslında cilt için iyidir. Kaçınmanız gerekense, suyun cildinizde doğal olarak kurumasıdır. Bu olduğunda, su buharlaşır ve cildinizde bulunan doğal suyu da beraberinde götürür. Bu da cildinizin gerilmesine sebep olur. Yüzünüzü yıkayıp, kurular, uygun toniği kullanırsanız, sorun kalmaz.

Çok her zaman iyidir.

Cilt, bir üründen sadece belli miktarları kabul eder ve bunun fazlası buharlaşıp heba olur. Ürünün tamamı cilde nüfuz etse, gerekenden fazlasının gidebileceği bir yer yoktur. Bu da, gözeneklerin tıkanmasına ve birikimlere sebep olur. Bu nedenle ürünü az sürün. Fazlasına ihtiyacınız varsa ekleyebilirsiniz.

Göz kremi göz bölgesinin tamamına sürülmelidir.

Hiç de iyi bir fikir sayılmaz. Göz kremi, yüz kreminden çok farklıdır. Cildin içine nüfuz etmez, yüzeye yayılır. Sürdüğünğüz miktar, bir pirinç tanesinden fazla olmamalıdır. Üstelik de bu miktar, iki göz için birden kullanılan miktardır. Gündüz, sadece göz altına sürüp, gece de tüm göz çevresine sürün. Bunun nedeni, gün içerisinde göz kremini tüm göz çevresine uygulamak, farınızın yayılmasına ve ince bir çizgi halinde iz bırakmasına sebep olur. Eğer göz makyajı yapmadıysanız, o zaman tüm göz çevresine günde iki kez uygulayabilirsiniz. Ancak kullandığınız ürüne dikkat edin. Eğer tüm göz bölgesi için üretilmemiş ve test edilmemişse, şiş gözlerle uyanabilirsiniz.

Vazelin ve bebek yağı harika makyaj temizleyicilerdir.

Gerçek şu ki, oldukça etkilidirler ama onları kullanmak hiç de iyi bir fikir değildir. Petrol bazlı olduklarından suyla parçalanmazlar. Bu nedenle de göz üzerinde tabaka bırakırlar. Bu da göz makyajızın akmasına sebep olur. Bunun yerine yağlı bir göz makyaj temizleyicisi kullanın. Bunlar suyla çözüldüklerinden bu tür problemlere sebeiyet vermezler.

Vazelin ve bebek yağı harika nemlendiricilerdir.

Cevap gene hayır. Bu ürünler tuzak gibidir. Eğer cildiniz kurumaya meğilliyse, denize/havuza girmeden önce vazelin sürebilirsiniz, bu anlamda iyi bir bariyer görevi görür. Vazelin sizi sert rüzgarlardan ve soğuktan da korur ama kesinlikle nemlendiricinin üzerine sürülmelidir. Bebek yağı, bebeklerin nemli cildine sürülüp, bu nemi sabitlemek için üretilmiştir. Vazelin ya da bebek yağını nemlendirici yerine kullanırsanız, cildi bloke eder. Bunun sonucunda da cilt kendi lipitlerini ve nemini üretemez hale gelir.

19 Ocak 2011
Okunma
bosluk

Cilt Bakımı Ve Güzellik

Güzellik kavramı her kişi ve her şey için değişen bir kavramdır. Güzel olmak insanın kendisine güven duymasının esas temelidir. İnsan kendisine güven duymazsa birçok konuda başarılı olması da mümkün değildir. Güzellik yaşama sevinci verir, zevk verir, zevk getirir.

Günümüzde güzellik, şahane bir yüz, tüm hatları ve ölçüleri mükemmel bir vücut anlamına gelmez. Esas olan kişinin vücut canlılığını ve kafa gücünü ortaya koyup belirli ölçülerde yansıtış tarzıdır. Güzellik başkalarına benzeme özentisi olamamalıdır. Tam tersi kendine özel, ışıltılı, sağlıklı ve canlı olabilmektir. Güzelliğine özen göstermek isteyen bir kişi hayatın farkında olup, teknolojiyi takip edip yaşamına hareketlilik getirmek zorundadır. Çünkü kusurları çabucak kapatacak geçici yöntemler yerine devamlı kusursuz ve güzel hissetmek için uzun vadeli kalıcı planlar yapılmalıdır. Güzellik başlı başına bir bilim dalı ve teknolojidir.

Her şeyden önce ne tür bir cilt yapısına sahip olduğumuzu bilmemiz gerekir ki ona göre yapacağımız işlemleri kullanacağımız kremleri doğru seçip, doğru kullanabilelim. Cildimizin bakımı için kullanacağımız gerekli ürün ve malzemeler cildin türüne bağlıdır. Cildimizin türünü yapacağımız küçük ve basit işlemle kolayca anlayabiliriz.

1) Yüzünüzü temizleyip kurulayın, yüzünüzü örtecek büyüklükte bir kağıt mendilin tek katı ya da mendil büyüklüğünde pelür kağıdını yüzünüze kapatın. Parmak uçlarınızla yüzün her tarafında hafif baskı yaparak elinizi gezdirin. Kağıdı dikkatlice kaldırıp bakın, şayet kağıdın her tarafında yağ lekecikleri görünüyorsa cildiniz yağlı cilt, kağıdın belli yerlerinde özellikle alın, burun ve çeneye gelen bölgesinde lekeler göze çarpıyorsa, yanaklar ve şakaklar da iz yoksa cildiniz karma cilt, kağıdın hiç bir yerinde leke izine rastlamıyorsanız cildiniz kuru demektir.

2) Cildiniziz hassasiyetini görebilme için; bir çay kaşığının sapı ile ya da ona benzer sert bir cisimle alnınızın ortasına hafifçe bastırarak artı (+) işareti çizer gibi yapın. Şayet çizilen yerde hiç kızarma olmadı ise cildiniz normal cilt, hafifçe bir kızarma olduysa ama hemen geçti ise cildiniz az hassas, kızarıklık bir müddet devam etmişse cildiniz çok hassas demektir.

3) Cildin nem oranını anlamak için de; çenenizin yan tarafından işaret parmağınızın tersi ile yanağınızı yukarı doğru itiyormuş gibi yapın, şayet yanağınızda tek bir çizgi oluşuyorsa nemi az, birkaç çizgi oluşuyorsa nemi çok az, eğer hiçbir şey oluşmuyorsa cildin nemli normal demektir.

4) Cildin elastikiyetini yani gevşek olup olmadığını anlamak için; gözün altındaki ince deri tabakasını dikkatlice çimdikler gibi yaparak yukarı doğru çekip bırakın. Deri yavaşça eski durumuna geldi ise elastikiyeti iyi sayılır, deri hemen eski durumuna geldi ise elastikiyeti çok iyi ve deri bir müddet sonra eski durumuna geldi ise cildiniz çok gevşek demektir.

Bu durumun yaşla da ilgisi vardır. Yaşınız 35’in altında ve testte cildiniz yavaş yavaş eski haline geliyorsa hemen önlem almanız lazım, çünkü cilt elastikiyetini kaybetmek üzere görünüyor demektir.

Şimdi kısaca tekrarlamak gerekirse yağlı ciltlerin görünümü koyu renkte ve daima parlak görünür, cilt kalın ve kabadır, gözenekler açıktır, çoğu zaman siyah nokta ve sivilceler oluşur, akne olayına sıkça rastlanır. Kuru cildin dokusu genellikle düzgündür, ama hep gergin durur, özellikle banyo sonrası pul pul olur ve kızarma, yanma hissi vardır, genç yaşlarda bile kırışmalar oluşabilir.

Karma cilt yağlı ile kuru arasında kalan bir cilttir. Alın, burun ve çene bölgesi yağlıdır. Yanaklar ve göz çevresi kurudur. Dengeli normal cilt, bu tür ciltte yağ, nem, asit oranı dengelidir. Bu az bulunan cildin dokusu düzgündür, gözenekler hiç belli olmaz, pürüzsüzdür.

19 Ocak 2011
Okunma
bosluk

Cilt Temizliği Nasıl Yapılır

Bütün bir yıl yaz mevsimini bekliyoruz. Ama hepsi iki aydan ibaret ve hemen geçip gidiyor. Eylül ayını yarıladık bile! Havada tatlı bir serinlik ve rüzgar hakim. Yağmur ise yağdı yağacak. Sonbahar evimize ve kendimize döndüğümüz bir mevsim. Zaten sıcaktan kaçmaya çabaladığımız hareketli bir dönemden sonra, biraz dinginliğe ve bakıma ihtiyacımız var. Şimdi sağlık sorunlarımızla ilgilenmenin, yavaş yavaş cildimizi ve yıpranan saçlarımızı toparlamanın zamanı geldi. Güneşin pırıltısı biraz daha azalınca derin bakımlara geçebiliriz.

Eylül başı temizlik dönemidir. Bir seyahatten sonra eve döndüğünüzde ne yaparsınız? Önce evinizi toparlar ardından valizlerinizi boşaltıp son olarak da çamaşırlarınızı yıkarsınız. Bunlar, cildimiz için de geçerlidir. Cilt bakımında ilk adım, günlük temizliktir. Her sabah ve her akşam olmak üzere, günde iki defa cildimizi özenle temizlemeli ve tonikle silmeliyiz. Ardından nemlendiricimizi sürebiliriz. Birçok insan makyaj yapmayı ihmal etmez ancak cilt temizliğine gereken özeni göstermez. Oysa makyaj yapılsa da yapılmasa da, yüzünüzün düzenli olarak günlük birikimlerden arındırılması gerekiyor.

Yağlı ciltlerde jeller ve losyonlar, kuru ciltlerde kremler tercih edilir. Bu tip ürünlere, genel olarak “temizleme sütü” adı verilir. Bu tip temizleyiciler, özellikle kıl köklerinde bulunan sertleşmiş sebumun (cildin yağ salgısı) ve sebuma bulaşmış olan kir ve makyaj artıklarının temizlenmesinde çok etkilidir. Bu açıdan derin bir temizlik sağlarlar. Temizleme kremlerinde daha fazla yağ (%40-50) losyonlarda ise daha az yağ (%10-25) bulunur. Yağlar, ciltteki yağı (sebum, yağ ve makyaj artıkları), su ise suda eriyebilen maddeleri çözer. Kir ve keratin pulları gibi eriyemeyen maddeler ise tonikli pamukla silinerek temizlenir. Göz çevresindeki deri çok hassastır. Bu nedenle daima özel bir temizleyici tercih edilmeli ve göz çevresine çok nazik davranılmalıdır.

Cilt temizliği veya hafif peeling için özel olarak imal edilen mikrofiber kumaşlar ve eldivenler oldukça etkili bir şekilde temizliği tamamlarlar. Onları sadece su ile ıslatarak kullanırsanız, daha önce özenle temizlediğiniz yüzünüzden hala kir çıktığını fark edersiniz. İçinde hiçbir kimyasal olmadığı için en hassas ciltlere bile uygulanabilir. Her yerde bulunmuyor ama rastlarsanız hem yüzünüze hem de vücudunuza uygulayabilirsiniz.

Cildin günlük bakımı yapılırken ikinci adım, kalan son artıkları arındıran ve gözenekleri sıkıştırmaya yarayan tonik uygulamasıdır. Temizleme kremleri ve losyonlar, sabunlar ve jeller ciltteki yağı ve suda eriyebilen maddeleri çözdükten sonra, kir ve keratin pulları gibi eriyemeyen maddeler tonikle silinerek temizlenir. Tonik, özel bir solüsyondur. Genellikle su ve alkol ile hazırlanır. Bazı toniklerde salisilik asit, portakal çiçeği kolonyası, gül suyu veya daha farklı maddeler de kullanılır. Tonik seçerken alkolsüz olanları tercih edin. Sade gül suyu ve maden sodası gayet iyi toniklerdir.

Gözeneklerin sıkışması aslında hatalı bir ifadedir. Çünkü gözeneklerin kas yapısı yoktur. Bu nedenle de açılıp kapanması veya sıkışıp gevşemesi söz konusu değildir. Ancak biriken kirler ciltteki gözenekleri tıkayarak zorlar ve genişlemesine yol açar. Tonikler bunları temizlediği için gözenekler tekrar normal boyutlarına dönerler. Tonikler düzenli olarak kullanıldığında gözeneklerin açılmasına pek fırsat kalmaz.

Öte yandan, toniklerin içinde bulunan maddeler cildi biraz tahriş ettiği için dokular hafifçe şişer. Bu tepki gözenekleri geçici bir süre için sıkıştırır. Tabii bu yapısal bir değişiklik değildir, kısa süreli bir toparlanmadır.

5 Ocak 2011
Okunma
bosluk

Cildim Çok Yağlı nasıl tedavi ederim

Benim cildim çok yağlı. T bölgesi ve siyah noktalarım çok fazla. Jel kullandım ve yüzüm leke içinde kaldı. Sorunumu çozmeme yardım ederseniz sevinirim.

Doktorun Cevabı:
Bu konu ile ilgili olarak bir Dermatolog’ tan yardım alabilirsiniz,

Yüz temizliği hem güzellik ve bakımın ilk adımı, hem de hijyenik bir harekettir. Sağlıklı, ışıltılı ve taze bir cilde sahip olmak için yüzü kirlerden, salgılardan ve makyajdan arındırmak vazgeçilmez bir alışkanlık haline gelmelidir.

Yüz derisi oldukça ince ve hassastır. Vücudunuza oranla çok daha çabuk bozulur ve yıpranır. İyi bir temizlik, yaşınız ve cilt tipiniz ne olursa olsun cilt güzelliğinizi korumak için ilk ve en önemli etaptır.

Zamanınız ne kadar kısıtlı olursa olsun, cildinize ayıracağınız beş dakika ilerde size yıllar olarak geri dönecektir.

Neden?

Günlük makyaj temizliği cildinizin ışıltısı ve tazeliği için vazgeçilmez bir etaptır. Kolayca ve kısa sürede yapılan bu işlem cilde sağlık, canlılık verdiği gibi, dış etkenlere karşı kendini korumasına da yardımcı olur. Sabah ve akşam temizlenmeyen bir cilt donuklaşacak, hassaslaşacak ve dıştan gelen etkilere karşı dayanıksız olacaktır. Günlük cilt temizliği cildin fizyolojik dengesini koruması açısından son derece önemlidir.

Ne Zaman?

Günde iki kez, sabah ve akşam.

Sabah: Gece boyunca biriken sebum ve atıklardan cildi temizlemek için.
Akşam: Makyaj artıklarından ve gün boyu cilt üzerinde birikmiş olan kir ve tozlardan cildi temizlemek için.

Nasıl?

İhtiyaç ve eğilimlerinize uygun yapıda ve ambalajda pek çok temizleyici ürün çeşidi vardır: süt ve losyonlar, jeller, yağlar, makyaj temizleyici mendiller gibi. Bu temizleyicilerin büyük çoğunluğu içeriklerinde bulunan pek çok aktif madde sayesinde cilt bakımı yapma, tahrişi, kızarıklıkları, kırışıklıkları engelleyip, cildi yatıştırma özelliklerine de sahiptir.

Göz Makyajını Temizlemek;

1. Pamuğunuzu göz makyajı temizleyiciniz ile ıslatın. Gözlerinizi kapatın. Yavaş ve hafifçe kirpik köklerinizden uçlara doğru rimelinizi çıkarın. Kirpiklerinizin rimelden tamamen arındığından emin olduktan sonra, üst göz kapağınızı içten dışa doğru temizleyin. Makyajınızı süt veya yağ ile çıkardıysanız suyla durulayın.
2. Göz makyajınızı temizlerken sert ve yıpratıcı hareketlerden kaçının. Göz çevresindeki deri çok ince ve hassastır; kolaylıkla tahriş olur ve kırışabilir.
3. Göz makyajınızı tamamen temizleyip duruladıktan sonra bir kağıt mendil veya yumuşak bir havluyla iyice kurulayın. Islak kalmış bir cilt nemsizliğe neden olur

3 Ocak 2011
Okunma
bosluk

Sivilce Tedavisi

Sivilce olmaması için ne yapmalı?

Doktorun Cevabı:
Güneşin kurutucu etkisi ve iyotlu deniz suyu yazın akneyi aklımızdan çıkarır. Ama sonbahar ve kış, aknenin çoğaldığı dönemlerdir. Pek çok şey aknenin türüne bağlı olsa da, ultraviyole ışınlarının etkisi cildi kurutup, yağ üretimini düzenliyor. Bu yüzden sonbahar ve kış aylarında da solaryuma girerek aynı etkiyi yaratabiliriz. Gençlerde görülen akne, ergenliğin ilk dönemlerinde, vücutta gelişim ve değişimler başladığı sırada ortaya çıkıyor. Bu durum, bir dizi hormonal dengesizliğe bağlı. Doğal olarak bu gibi hormon dengesizlikleri yetişkinlerde de görülebiliyor. Örneğin, adet döneminde ortaya çıkan sivilceler bu tür bir dengesizlik sonucudur. Diğer bazı durumlarda ise, akne oluşumu, kortizon ya da B12 vitamini içeren ilaçlar, ya da dışarıdan uygulanan vazelin preparatları ve bitkisel yağların uzun süreli kullanımına bağlı.

Temizlik Nasıl Olmalı?

Cilt temizliği, sabahları derinin salgılarını harekete geçirmek; akşamları ise, gözeneklerde birikmiş kir zerreciklerinden kurtulmak için mutlaka yapılmalı. Cildinizin haftada 2-3 kez, tüm yağ kalıntılarını alacak bir maskeye de ihtiyacı vardır. Aynı zamanda cildi derinlemesine nemlendiren bir maske seçmeye özen gösterin. 10 dakikalık bir buhar banyosu.

Haftada 1 Kez, Buhar Banyosu Hazırlayın;

Gözeneklerin genişlemesini sağlayacağından, siyah noktalardan kurtulmanız kolaylaşacaktır. Başınızın üzerine bir havlu örterek, yarıya kadar kaynar su doldurduğunuz bir tencerenin üzerine eğilin. 10 dakika sonra, yüzünüzü kurulayın ve siyah noktaları sıkın. Bu işlemi yaparken, ellerinizin temiz olmasına dikkat edin. Parmak uçlarınıza sargı bezi sarıp noktaları sıkabilirsiniz. Ama sıkmakta zorlanırsanız fazla üstelemeyin. Cildiniz tamamen kuruduğunda tekrar buhara tutun. İşlem sona erdiğinde yüzünüzü bir tonikle dezenfekte edin.

Herkes İçin Geçerli Öneriler

Gençler arasında özellikle yaygın olan bu problemin çözümünde, cilt tipleri farklı olduğundan, kızların ve erkeklerin uygulaması gereken kürler de farklı. Ancak yine de, her iki cinsin de uyması gereken bazı kurallar var.

1. Doğru ve Hijyenik Temizlik:

Cildi fazla hırpalamadan düzenli olarak yıkayın. Cildi fazla kurutmamak için pH değeri derinin doğal pH’ına yakın (5.5 civarında) bir temizleyici kullanılmalı. Daha da derinlemesine bir temizlik isteniyorsa, her 3-4 günde bir, gözeneklerde biriken yağ ve tozu alan kil maskesi uygulanabilir.

2. Beslenmeye Dikkat:

Çikolata ve şarküteri ürünleri sivilce yapar görüşü, çok yaygın fakat çürütülmüş bir iddia. Son araştırmalar, beslenmenin akne üzerinde doğrudan etkisi olmadığını gösterse de, üzerinde durulması gereken önemli bir nokta var: Meyve ve sebze açısından zengin, sağlıklı beslenme cildin en önemli dostu.

3. İyi Dinlenin:

En iyi güzellik kürü uyku. Stresten uzak bir ortamda dinlenebilmek çok önemli. Özellikle gecede en az 7-8 saat uyumak şart. Uykunun hormonal aktiviteyi düzenlediği herkesçe biliniyor.

4. Ellerinizi Yüzünüzden Çekin:

Cilde zarar vermeksizin yok edilebilecek siyah noktalardan farklı olarak, kan çıbanları asla sıkılmamalı. Aksi halde, iltihaplı enfeksiyon, ardında bir yara ve iz bırakarak yayılabilir.

5. Uzmana Görünün:

Kış gelip de akneler belirmeden önce mutlaka dermatologunuzla görüşün. Çünkü, yaz aylarında kuruyup hassaslaşan cildiniz, tatil öncesinde uyguladığınız akne tedavisini tekrarlamanızdan zarar görebilir.

6. Bitki Çayları da İşe Yarıyor:

Her gün organizmayı temizleme özelliği taşıyan bir bitki çayı içmek cildinize faydalı olacaktır. Özellikle ıhlamur ve rezene içeren çayların çok yararını görürsünüz.

Kızlar İçin Bakım

Pudra ve Allıktan Uzak Durun:

Cildi çabuk sivilcelenenler makyaj yapmaktan vazgeçmeli. Tabii biraz rimel ve bir parça ruja değil sözümüz.

Her Şeyden Önce, Hijyenik Nedenlerle Allık ve Pudra Kullanmaktan Vazgeçmeli:

Zaten aşırı salgılanan yağ ile dolmuş gözenekler, makyaj malzemeleri kullanılınca iyice tıkanıyor.

Bunun Yanında, Estetik Bir Neden de Var:

Makyaj, kusurları gizlemek yerine çoğu kez daha da belirginleştiriyor. Az yağlı bir fondöten seçin. Makyajsız yapamayanlar hafif bir fondöten kullanabilir. Ancak, yağlı ciltler için özel olarak geliştirilmiş, siyah nokta oluşumuna neden olmayan (gözeneklerde birikecek madde içermeyen) bir malzeme seçilmeli.

Akne ve Aşırı Kıllanma:

Akne yanında aşırı kıllanmadan da şikâyet eden genç kızlar, antiandrojen hormonlar içeren doğum kontrol haplarından faydalanabilir. Ancak bu hapların 16 yaşın altındakilerce alınması sakıncalı olacaktır.

Erkekler İçin Bakım

Hijyene Daha Fazla Özen:

Ergenlik çağındaki erkekler, katıldıkları sportif faaliyetlerin yoğunluğu yüzünden, yaşıtları olan kızlardan daha fazla terlerler. Bu bakımdan, hijyene özel bir önem vermeleri şarttır. Terlemenin ardından yüzün mutlaka yıkanması ve akneye karşı dezenfektan uygulanması gerekli.

Erkeklere Özel Kozmetikler:

Bazı ilaç firmaları, akne tedavisi ilaçlarında, kızlar ve erkekler için ayrı formüller uyguluyor. Genç kızlara uygun olan ilaçlar daha hafif. Erkeklerin kendileri için hazırlanmış formülleri kullanmaları daha iyi sonuç veriyor.

Sık Sık Tıraş Olun:

Sakal uzamaya başladığında, kıllar, akne iltihabının artmasına neden olabiliyor. Bu yüzden sık sık tıraş olmak gerekli.

Tıraş Sonrası Bakım:

Kullandığınız after shave parfüm içermemeli. Akneli cilt, after shavelerin içerdiği alkole karşı oldukça duyarlı. Akne kremlerinde az miktarda bulunan alkol, cildin pul pul dökülmesine ve kurumaya neden olabilir. En iyisi alkolsüz tonikleri tercih etmek. Akne artık sorun değil Aknelerin ilginç bir öyküsü var. Genellikle ergenlik çağındaki erkek ve kızların yüzleri sivilcelerle doluyor. Özellikle de delikanlı adayları tam karşı cinse ilgi duymaya başladıkları dönemde yüzlerinde beliren sivilceler yüzünden sıkıntı çekiyorlar.

Ergenlik çağı sivilcelerine o dönemde vücuttaki hormon dengelerinin değişmesi neden oluyor. Akneler, yetişkinlerin de de en büyük sorunlarından biri. Yüzde, boyunda, omuzlarda ve sırtta çıkan sivilcelerden kurtulmak elbette mümkün. Aknelerin oluşmasında yağlı cilt ve bakteriler etkili. Bu nedenle, aknelerden yakınan bir kişinin öncelikle hayvansal yağlardan uzak durması gerek. Bu arada bağışıklık sistemini güçlendiren yiyeceklere ağırlık vermeli. Yağ ve şeker miktarı fazla olan hazır yiyecekler, akneleri çok iyi besler.

Derinin doğal koruyucu yağı olarak bilinen sebumun üretimini azaltır. Çikolata, dondurma, sosis ve dondurulmuş hazır et yemekleri aknelerden yakınan kişiler için zararlı. Buna karşılık bol bol yeşil sebze ve narenciye türü meyveler yenmeli. E vitamini alabilmek için de sıvı yağlar kullanılmalı. Hormon dengesi Aknelerin hormon dengesizliğinin bir sonucu olduğunu belirtmiştik.

Vücuttaki hormon dengesini düzene sokmak için her gün lahana yenmeli. Bu sebze ayrıca bakterileri öldüren sülfür içerdiği için de aknelere karşı güçlü bir savunma silahı sayılıyor. Mango, kiwi ve ananas gibi tropikal bölge meyveleri de çok yararlı. Tuz katılmamış sebze suları, çiğ meyve ve sebzeler ve salatalarla beslenilmeli.

Akne ciddi bir sorun olursa mutlaka bir deri uzmanına başvurulmalı. Ancak gerekli önlemler alınırsa, aknelerden doktor tedavisine gerek kalmadan kurtulmak mümkün. Tedavi mümkün Cilt uzmanları, aknelerin her zaman tedavi edilebileceği kanısındalar. Aknelere karşı kullanılan antibiyotikler yararlı oluyor. Ancak rastgele bir antibiyotik kullanmak yanlış. Cilt uzmanının önereceği antibiyotikler etkili olur. Ayrıca cilt uzmanları, hormon ve A vitamini alınmasını önerebilirler. Yiyeceklerin aknelerin kesin nedeni oldukları iddia edilemez. Ama çikolata yedikten sonra yüzde sivilceler çıkarsa, yiyeceklerin de akne nedenleri arasında sayılması gerektiği söylenebilir.

Sizi aynalara küstüren o minik sivilcelere savaş açın. Pahalı kozmetik ürünleriyle değil basit önlemlerle bu sorundan kurtulun. Doğru önlemleri alırsanız, o sivilcelerden eser kalmayacak. Savaşa başlayın

Aknelere Karşı Savaş Açıldığı Zaman Şunlara Dikkat Edilmeli:

■Her gün 500 mcg A vitamini alınmalı.
■Kızlarda Adet öncesinde ortaya çıkan aknelere karşı da adet kanamaları başlamadan 10 gün önce, her gün düzenli olarak 50 mg B6 vitamini alınması doğru olur.
■Bu arada cildi çay ağacı yağıyla temizlemeli ayrıca bir kâse yoğurda bir çay kaşığı deniz tuzu ilave ederek bu karışım cilde sürülmeli.
■Banyodan ya da duştan sonra vücut sırt fırçası ya da keseyle temizlenmeli.
■Güneşin zararlarından söz ediliyor ama aknelere karşı güneş banyosunun son derece yararlı olduğunu belirtelim. Güneşteki mor ötesi ışınların akneleri yok ettiği biliniyor.
Bu tavsiyeler, genel bilgilerdir. Fakat unutmayınız ki, özel rahatsızlığınız için en iyi tavsiye, şikayetlerinizi dinleyen ve sizi muayene eden doktorunuzun tavsiyesidir.

3 Ocak 2011
Okunma
bosluk

Sivilcelerinizi Sıkmayı Bırakın

Sivilce, günümüzde en çok karşılaşılan cilt hastalıklarından biridir. Bu yağ bezlerinin iltihaplı hastalığı çoğunlukla 30 ila 35 yaşlarından sonra iyileşir. Ciltte sivilce meydana gelmesinde kozmetik ürünlerin kullanımına çok dikkat edilmesi gerekir. Kullanılan ürünler sivilceyi artırıcı nitelikte olmamalıdırlar.

Yine de sıkılmadan durulacak gibi değilse bunu çok dikkatli yapmakta gerekir. İlk olarak cilt buhara tutulmalıdır. Uygun bir kabın içine kaynar su dökün ve üzerine kuru ot ekleyin (papatya, aynı safa, nane ya da civanperçemi bitkilerinden birini seçin), yüzünüzü kabın üzerine yaklaştırın ve kafanızın üzerine havlu kapatın. 7-10 dak. böylece durun.

Deriyi buhara tutma işlemi sona erdikten sonra sivilceyi çok dikkatli bir biçimde sıkın. Sivilceyi sıktığınız yeri alkol ile silin. Bir süre sonra gözenek sıkılaştırıcı maskeyi kullanabilirsiniz: yumurta akı, 1 tatlı kaşığı bal, 1 tatlı kaşığı tuz; hepsini çırpın, yüzünüze maske olarak uygulayıp yirmi beş dakika bekletin, daha sonra yıkayın. Ya da bir başka maske tarifi: Bir tatlı kaşığı bal, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 tatlı kaşığı maya, limon suyu, 1 tatlı kaşığı ılık su, hepsini iyice karıştırın, yüzünüze sürün, 20-25 dak. beklettikten sonra yıkayın.

Yağlı ciltler alkol içeren losyonla ya da karışımla günde bir iki defa silinmelidir. Bunu özellikle işten eve geldiğiniz vakit yapmaya özen gösterin.

Haftada 1 defa tuz ile tedavi edin. Banyodan sonra, pamuğu tuza batırın daha sonra yüzünüzü dairesel hareketlerle silin. Yüzünüzü iyice yıkayın.

Sivilce tedavisi komplike bir biçimde gerçekleştirilmelidir, haricen kullanılan ürünler olduğu gibi, bazı ürünleri de dahilen kullanmalısınız.

28 Aralık 2010
Okunma
bosluk

Cildimiz nasıl ve neden yaşlanıyor

Cilt yaşlanmasının hızını sadece genetik mirasınız belirlemez. Cildinizin nasıl yaşlanacağına yalnızca genleriniz karar vermez. Dış etkenler yani çevresel yaşlanmanın etkileri çok daha önemlidir.

Cilt yaşlanması diğer organlardan farklıdır. Cilt sadece içten değil, dıştan da yaşlanır. Vücudunuzun en büyük organını, cildinizi diğer organlardan ayıran başlıca fark onun dış etkilere de açık olmasıdır. Kalbiniz, karaciğer veya akciğeriniz dış ortamın ısısından ya da nem değişikliklerinden habersizdir. İç organlar havanın yağmurlu, karlı, rüzgarlı, kuru veya rutubetli olmasından etkilenmezken, cildiniz bütün bu değişimlerin tam ortasında kalır. Hem içten hem dıştan yaşlanır. İç dünyanızın dışında hava kirliliği, fabrika dumanları, endüstriyel buharlar, sigara, egzoz gazları da cildinizi etkiler.

Araştırmalar, yaşlanmaya bağlı cilt sorunlarının %80-90′ının çevresel zararlardan meydana geldiğini gösteriyor. Genetik faktörler ve diğer içsel etkenlerde önemli ama onların gücü %20′yi geçmiyor. Eğer etkin bir “yaşlanma yavaşlatıcı program” uygulamak istiyorsanız çevresel yaşlanmayı öğrenmeli ve önlemeyi iyi bilmek zorundasınız. Çevresel faktörlerin oluşturduğu cilt yaşlanmasını nasıl önleyeceğiz sorusu yanıtlanması gereken en önemli problemdir. Bu sorunun alt başlıklarına güneşten koruyucu önlemleri, sigara içmeyi ve vücudunuzun antioksidan kapasitesini yükseltmeyi eklemeniz gerekiyor.

Güneş ışınlarından korunmak, riskli saatlerde güneşlenmemek, koruyucu giyecekler, aksesuarlar (güneş gözlüğü, şapka, güneş şemsiyeleri…) kullanmak ve gün ışığı olan her saatte, cildin görünen kısımların yüksek koruma faktörlü ürünler ile korumak bu mücadelenin ayrılmaz parçalarıdır. Özellikle en az 10-15 koruma faktörlü cilt ürünleriyle cildinizi yaz-kış korumayı unutmamanız gerekiyor. Özellikle güneşe çok fazla maruz kaldığınız dönemlerde (güneşlenirken, kayarken, açık havada yürürken…) cildinize yüksek koruma faktörlü ürünlerle yardımcı olmalısınız. Cilt ürünlerini seçerken “koruma faktörlü olanları” tercih etmeli, cildinizi antioksidan kremlerle desteklemelisiniz.

ÇEVRESEL YAŞLANMAYI NASIL YAVAŞLATABİLİRİZ?
GÜNEŞ: En etkili yaşlandırıcı ve birinci suçludur

Özellikle güneş cildi yaşlandıran “dış zararlılar”ın başında yer alır. Dünyamızın en önemli ısı ve ışık kaynağı olan güneş ışığındaki ultraviyole (UV) ışınları cilt hücrelerinin en önemli düşmanıdır. Etkiledikleri her cilt hücresinin duvarında, organcıklarında ve özellikle DNA’sında çok ciddi zararlar oluşturur. Öyle ki bu zararlar fark edilmediği takdirde solar keratoz adı verilen lezyonlara ve hatta cilt kanserine bile yol açabilir. Kontrolsüz, uzun süreli, yoğun ve korunmasız güneşe maruz kalmak cildin en etkili yaşlandırıcısıdır.

UYARI !
” Çocukluk döneminde ciltte su toplamalara yol açabilecek kadar güneş yanıklarına maruz kalan kişilerde ilerde cilt kanseri riski daha fazladır.
” 16 yaşın altındaki çocukların cildi daha ince ve hassas olduğundan güneşten korunmalarına özellikle önem vermelidir.
” Solaryum ve bronzlaştırıcı kremlerden sakının.

ÖNLEM :

” Güneş ışınlarının dik geldiği saatler olan 11:00-15:00 arasında dışarıda uzun süre kalınmamalı
” Güneş koruyucu bir ürün güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeli ve her iki saatte bir tekrarlanmalı
” Şapka, koruyucu giysiler ve UV korumalı gözlük kullanılmalı
” Her mevsimde UV ışınlarına karşı önlem alınmalı
” Kış aylarında en az 15 SPF, yaz aylarında cilt tipine göre 30-50 SPF içeren bir ürün kullanılmalı
” Antioksidan içeren meyve ve sebzeler tüketilmeli
” Günde en az 8 bardak su içilmeli
” Antioksidan içeren nemlendiriciler kullanılmalı
” Antioksidan, vitamin ve mineraller içeren besin destekleri kullanmalı

BEBEKLERİN CİLDİ MÜKEMMELDİR

Bebeklerin ciltleri mükemmeldir. Yumuşak, kıvamlı, sıkı, nemli ve pürüzsüzdür. Bebeklerle çocukların “cilt yaşı ortaklığı” on beş, on altı yaşına kadar devam eder. Bunun nedeni çevresel yaşlanmanın cildi henüz etkilememiş olmasıdır. On beş on altı yaşlara doğru gençlerin yolları yavaş yavaş ayrılmaya başlar. Ergenlik sivilceleri ile yapılan mücadelelerin başarısı cilt yaşlanmasını belirleyen etkenlerin başında gelir. Yirmili yaşlara gelindiğinde yol ayrımı iyice belirginleşmiştir. Sigara kullanıp kullanmamak, yoğun ve uzun süreli olarak güneş ışınlarına maruz kalıp kalmamak, güneşten koruyucu ürünlerden yararlanma becerisi, “solaryum zararlısı”na maruz kalıp kalmamak ve az da olsa cilt bakımında dikkatli davranmak yol ayrımının önemli belirleyicileridir.

CİLT YAŞINIZI BİLİYOR MUSUNUZ?

Farklar otuz-otuz beşli yaşlar dönülünce ortaya çıkacaktır. Onuncu mezuniyet yılı balosunda bazı arkadaşların daha genç kaldığı, bazılarının beklenenden daha hızlı yaşlandığı mutlaka konuşulacaktır! Cilt yaşlanması ile ilgili köklü farkların ve dedikoduların başladığı yıllar ellili yaşlar yani yirmi beş-otuzuncu mezuniyet yılı toplantılarıdır. Bu yaşlarda cilt yaşlanması yönünden yollar çoktan ayrılmış, bir kısım arkadaşlar hala genç kalırken diğerleri fazlaca yaşlanmıştır. Bu farkın nereden kaynaklandığını öğrenmek istiyorsanız bu kitabın size yardımcı olabileceği umudunu taşıyoruz.

BİR ÖNERİ
GÜNE GÜNEŞ KORUYUCU ÜRÜNÜNÜZÜ SÜREREK BAŞLAYIN!
Yaşlanma etkilerini azaltmak istiyorsanız her yeni güne başlarken güneş koruyucu sürmeyi ihmal etmeyin. Unutmayınız ki en değerli giysiniz cildinizdir. Eviniz güneş alıyorsa, evdeyseniz bile, güneşten korunun. Pencere camını UV korumalı filtre içeren camlarla değiştirilebilirsiniz. Güneşten gelen zararlı ışınları süzme görevini yerine getiremeyen ozon tabakasındaki delinme nedeniyle güneş artık daha zararlı olmaya başladı.

SPF (Sun protection factor =güneş koruma faktörü) arttıkça ürünün cildi güneşten koruma etkisi de artar. Cildiniz normalde 20 dakikada yanıyorsa SPF 15 ile 300 dk (5 saat) da yanarsınız.

ULTRAVİYOLE NEDİR?

Güneşten gelen ışınlardan 400nm altındaki dalga boyunda olanlara ultraviyole ışınları denir.
UV ışınlarının bizi ilgilendiren iki tipi vardır. UVA ve UVB . Uzun dalga boyunda olan UVA ( 320-400nm ) derinlere nüfus ederek cildin esnekliği üzerinde kalıcı zararlara yol açar. Kısa dalga boyunda olan UVB( 290-320nm) ise cildin dış tabakalarında yanmaya yol açar, cildi yaşlandırır ve cilt kanseri gelişiminde rol oynar. Güneş koruyucu ürünler, UVA ve UVB ışınlarının her ikisine de koruyucu etki sağlamalıdır. Atmosferimize güneşten gelen ışınların süzülerek gelmesini sağlayan ozon tabakası son yüzyılda gelişen teknolojilerle beraber oluşan gazlardan dolayı darbe almış ve artık eskisi kadar görevini yapmaktadır. Bundan dolayı daha fazla korunmaya özen göstermek zorundayız.

Güneş cilde ne yapıyor?

Yaşam kaynağımız olan güneş olumlu etkileri yanı sıra olumsuz etkiler de taşır. Güneş kendimizi mutlu hissetmemizi sağlar, güneş sayesinde derimizden D vitamini sentez ederiz, bronzlaşınca kendimizi daha güzel hissederiz. Ancak bronzlaşmanın bedelini yıllar geçtikçe ağır bir şekilde ödemek zorunda kalabiliriz.

Güneş yanığı, cildin yaşlanması ve kanser başta olmak üzere ciltte gördüğümüz değişikliklerin en birinci nedeni UV ışınlarının ciltteki melanin, hemoglobin ve DNA gibi kromoforlar tarafından emilmesi (özellikle DNA nın UVB yi emmesi) ve sonuçta bu kromoforların hasar görmesidir. UVB üst derideki melanin ve DNA tarafından emilir ve güneş yanığına yol açar. UVA ise alt derideki damarlardaki hemoglobine bağlanır. Burada oluşan kimyasal maddeler kollagen ve elastik liflere zarar vererek cildin yaşlanmasını hızlandırırlar.
Su toplamaların ve soyulmaların görüldüğü güneş yanıklarında hasar daha fazla oluşur. DNA’nın gördüğü hasar büyük oranda tamir edilir ama bazı kalıcı bozukluklar yaşanabilir. Bu bozukluklar zamanla birikir ve yavaş yavaş cildin yaşlanmasına veya kontrollü büyümeyi etkileyen bir bozukluksa cilt kanserine yol açabilir. UV ışınları en çok açık tenlileri, çilli ve kızıl saçlıları etkiler.

Güneşe bağlı yaşlanma belirtileri
” Kuru ve mat bir cilt
” Derin kırışıklıklar
” Elastikiyet kaybı
” Gözeneklerde açıklık
” Düzensiz kahverengi lekeler
” Kılcal damarlarda artış
” Ciltte incelme
” Morarmalar
” Üzerinde pütürler olan kızarıklıklar ( aktinik keratozlar)
” Deri kanserleri

BİR ARAŞTIRMA:

New York’tan plastik cerrah Darrick Antell, tek yumurta ikizleri üzerinde yaptığı araştırmasında güneş ışığının rolünün kalıtımdan daha önemli olduğunu bulmuştur. İkizlerden güneşe çok az çıkan kardeşler, çok fazla güneş altında kalan ikizlerine göre daha az kırışıklığa ve daha genç görünüme sahip bulunmuşlardır.

BİR BİLGİ:

Soler Keratozlardan Cilt kanseri Gelişebilir !

Soler keratozlar ciltte güneş hasarının bir göstergesidir. 40 yaş üzerindeki kişilerde özellikle güneşe açık bölgelerde , kızarık veya kahverengi renkte, üzerinde pütürler veya kabuklanmalar olan , kabukları kaldırınca kanayabilen lekeler şeklinde görülürler. Genelde burun üzerinde ,alında , yanaklarda , dudaklarda , ellerde ve erkeklerde saçsız olan baş bölgelerinde görülürler. Zamanla bunların bazılarından cilt kanseri olan epidermoid karsinom gelişebilir. Bu nedenle bu tip bir cilt sorunu fark edildiğinde dermatoloji uzmanına muayene olunması gerekmektedir. Soler keratoz tedavisinde bazı kremler , kriyoterapi ve laser yöntemleri etkili olmaktadır. Ayrıca güneşten koruyucu önlemler de çok önemlidir. Gereken tedavi uygulandığında ve önlem alındığında cilt kanseri gelişimi önlenebilir.

BİR TEST: BİLEĞİNİZE BAKIN!

Eğer dış etkenlerin ne kadar önemli olduğunu öğrenmek istiyor,”çevresel yaşlanma”nın ne kadar önemli olduğunu gözlerinizle de teyit etmeyi arzuluyorsanız, “bilek testi”ni deneyin! Bunun için bilek bölgesindeki cildinizin dışı ve içine bakmanız yeter. Bileğinizin dışında gördüğünüz manzara derinizin dış etkenlere bağlı yaşlanmasıdır. Bileğinizin iç kısmı ise sadece içsel yaşlanmanın sonucudur. Aradaki farkın ne kadar ürkütücü olduğunun farkında mısınız? Cilt yaşlanması ile mücadelede çevresel yaşlanmanın ne kadar önemli bir faktör olduğunu bu küçük test size yeteri kadar anlatmış olmalı!

Eğer cilt yaşlanması ile etkili bir şekilde mücadele etmeyi düşünüyorsanız çevresel yaşlanmayı yavaşlatmak zorundasınız. Bunun için işe güneş ışınlarından korunmak ve sigara dumanından (ister kendiniz için ister duman altı olun) uzak kalarak başlamalısınız. Mümkün olduğu kadar temiz bir çevrede yaşamaya çalışmalı, hava kirliliğinden, egzoz dumanından cildinizi uzak tutmalısınız. Bu koruma çemberinin içine mümkünse ısı ve nem değişikliklerinden korunmayı da almaya çalışmalısınız. Eğer çevresel etkilere fazlaca maruz kalan biriyseniz cildinizi çevresel yaşlanmadan koruyan “ilaç gibi ürünler” ile korumaya almalısınız.

UZAK DURUN!
” Güneş
” Sigara
” Alkol
” Kirli hava
” Egzoz dumanı
” Dengesiz beslenme
” Fast food gıdalar
” Katkı maddesi içeren yiyecek ve içecekler
” Olumsuz düşünceler
” Aşırı kahve, siyah çay ve cola
” Yanlış cilt ürünleri
” Çok mimikli konuşmak
” Üç beyazdan (tuz, şeker ve un ) kaçının.

YAPIN!

” Yaz -kış hergün güneşten koruyucu bir ürünle cildinizi koruyun
” Sigara içmeyin, içilen ortamlarda bulunmayın, içiyorsanız bırakın
” Alkolü alışkanlık haline getirmeyin, 1-2 kadeh şarap içebilirsiniz ama yerine üzüm veya başka meyve suları tercih etmeniz daha sağlıklı
” Kirli havalarda dışarıda dolaşmayın, temiz havada yürüyüş yapın
” Egzoz gazı solumamak için trafikte fazla kalmamaya bakın
” Cildinizi hergün temizleyin, nemlendirin
” Olumlu düşünün, gülümseyin
” İyilik yapın, mutlu olun
” Günde en az 5 saat uyuyun
” Sırtüstü yatın
” Daha çok meyve ve sebze yiyin
” Daha çok balık tüketin
” Sık kilo alıp vermeyin
” Doktorunuzun size önerdiği antioksidan ve besin desteklerini kullanın( kendiliğinizden almayın)
” Yaz-kış güneş gözlüğü kullanın
” Görme kusurunuz varsa gözlük kullanmayı ihmal etmeyin
” Günde 8 bardak su için
” Sosyal ortamlarda bulunun
” Daha çok dost edinin
” Yeşil çay için
” Üzüm ve nar yiyin

İKİNCİ FAKTÖR: İÇTEN GELEN YAŞLANMA…

DOĞAL YAŞLANMAYI EN ÇOK GENETİK MİRAS BELİRLER

Cilt yaşlanmasının bir nedeni de içsel yaşlanmadır. Siz yaşlandıkça (diğer organlarınız gibi) cildiniz de yaşlanacaktır. Cilt hücreleriniz eski güç kabiliyetlerini kaybedecektir. Yaşınız ilerledikçe gençliğinizdeki o sıkı, nemli, gergin, pürüzsüz ve ipeksi cilt görünümünüzü kaybetmeniz doğaldır. Buna asla üzülmemelisiniz. Cildinizin sağlam bir örtü, çok güçlü bir koruyucu kılıf olduğunu düşünmemelisiniz. Cildiniz de kalbiniz, böbreğiniz, beyniniz gibi doğal yaşlanmadan nasibini alacaktır. Nasıl ki yaşlanan beynin biraz unutması, yaşlı bir kalbin kanı eskisi gibi güçlü pompalamaması normalse yaşlanan cildin de biraz kırışıp kuruması, gevşeyip sarkması olağandır.

Vücut ağırlığınız neredeyse %15′i kadar bir bölümü oluşturan bu kocaman organın müthiş bir damar ve sinir ağı ile desteklendiği yağ bezleri, ter bezleri ve tüy kökleri ile olağan üstü bir organizasyon içinde çalıştığını bilirseniz siz yaşlandıkça onun da yaşlanmasını hoş karşılarsınız.

CİLT YAŞLANMASININ YOL HİKAYESİ…

Cildinizin şanssızlığı fazlaca göz önünde bir organ olmasındadır. Renginde, kıvamında ve nem oranında oluşan değişikliklere görerek, dokunarak hemen farkına varırsınız. Eğer yaşınız ilerledikçe cildinizin üst tabakasında yer alan ölü deri hücrelerin daha yavaş atıldığını ve bu nedenle sertleştiğini, ölü tabakanın yaşlandıkça inceldiğini ve su kaybettiğini, yaşlanan, incelen üst tabakanın alt tabakayı koruma görevini aksatır hale geldiğini, yaşlanan derinin bazı bölgeleri daha fazla pigment üretirken diğer bölgelerinin melanin pigmentini üretmekte güçlük çekebildiğini ve bütün bunları yaşlılık lekelerine açık-koyu farklı renkte bölgelere sebep olduğunu bilirseniz, cildinizde içsel yaşlanmaya bağlı değişimleri daha kolay anlarsınız.

BİR BİLGİ

Normalde derinin kendini yenileme süresi 26-42 gündür. Yaşlandıkça bu süre uzar. Alfa hidroksi asitler, retinol gibi ürünler cildin yenilenme süresini hızlandırarak gençleştirici etki sağlamaktadırlar.

DAHASI VAR!

İçsel yaşlanmanın cildinizde yaptığı değişimler yukarıda anlatılanlarla sınırlı değildir. Yaşınız ilerledikçe yaşlanmış, sertleşip daralmış damarlarınız, cildinize daha az besin ve su taşımaya, cildinizi ürettiği atıklardan daha zor kurtarmaya başlar. Kısacası cildin beslenmesi de temizlenmesi de bozulur. İçsel yaşlanma cildinizin bağışıklık gücünü de zayıflattığından onu enfeksiyonlara ve kanserlere karşı korumasız bir hale getirir. Ayrıca, yaşlanan cildin su tutma yeteneği de önemli derecede zarar görür. Cildin dolgusunu oluşturan ve glycosaminoglycanlar (GAG’lar) bilenen ara maddelerin üretiminin azalması cilt yaşlanmasının diğer tetikleyicisidir. GAG’lara siz su tutan ya da su çeken moleküller de diyebilirsiniz. Bu “su sever moleküller”in bazıları (hyalüronik asit gibi) kendilerinin bin katı su tutma yeteneğindedir. Cildin nemi-suyu azaldı mı, cilt yaşlanması birdenbire hızlanır. Nem cildin her şeyidir. Kuruyan, nemsiz kalan, susuz kalan her cilt hızla buruşup kırışır.

KOLLAJEN VE ELASTİN DE YAŞLANIYOR

Cilt yaşlandıkça, yalnızca aradaki dolgu malzemesi değil cildi bir arada tutan iskelet sistemi de yaşlanır. Cildin iskeletini oluşturan lifler kollajen ve elastin isimli moleküllerdir. Bunlar cildinizi bir ağ gibi sarıp sarmalayan ona sıkılık, esneklik, uyum kabiliyeti ve sağlamlık sağlayan başlıca desteklerdir. Siz yaşlandıkça kollajeni ve elastini üreten hücreler de yaşlanır. Cildin iskelet sisteminde önemli değişimler ortaya çıkar. Özellikle elastin lifleri orta yaşlara doğru hızla bozulmakta, kalınlaşıp kıvrılmakta, sertleşip dağınık ve parçalı bir yapıya dönüşmektedir. Elastin liflerindeki bu doğal yaşlanmayı güneş ışınları daha da hızlandırmaktadır. Cildinizin güneşe maruz kalan bölümlerinin daha kalın ve bozulmuş bir hale gelmesi bundandır. Aynı değişimler kollajen liflerinde de görülür. Siz yaşlandıkça bu lifler de kalınlaşacak, bükülmeler, yığılmalar gibi bozuşmalara uğrayacaktır. Kısacası içsel yaşlanmanın cildinizin destek dokusu ve iskeletinde yaptığı değişimlerin hikayesi bir hayli uzundur. Yaşlanma, cildinizi oluşturan karmaşık organizasyonu pek çok yönden bozar.

YAŞLANAN CİLTTE NELER OLUYOR?
Nem oranı azalıyor.
Kollajen lifler kalınlaşıp, kırılganlaşıyor. Sayısal kayba uğruyor.
Elastin lifleri yapısal olarak değişiyor ve bozuluyor.
Bu iki lifi üreten cilt hücresi fibrobilastların sayısı azalıyor. Yetenekleri bozuluyor.
Ara madde üretimi ve destek dokusu bozuluyor.
Damarlar zayıflıyor ve görünür hale geliyor.
Bağışıklık hücreleri azalıyor.
Renk üreten hücrelerin dengeleri bozuluyor.
Cilt yüzeyindeki ölü tabaka incelip, güçsüzleşiyor.

CİLDİNİZ YAŞLANDIKÇA…

Kuruyor, pullanıyor, kalınlaşıyor.
Çiller, siyah noktalar, kırmızı lekeler ortaya çıkıyor.
İleri yaşlarda yaşlılık lekeleri beliriyor.
Mimik çizgileri (alında, kaş çatağında, yanaklarda) beliriyor.
İnce çizgiler ve kırışıklıklar meydana çıkıyor.
Göz çevresinde ince çizgiler, kaz ayakları ortaya çıkıyor.
Dudak üzerinde çizgiler, buruşmalar beliriyor.
Ben veya urlar ortaya çıkabiliyor.
Derin çukurlar ve sarkmalar meydana geliyor.
İnce damarsal yapılar ortaya çıkıyor.
Ciltte morarmalar ve kanamalar daha kolay oluşuyor.

ÜÇÜNCÜ NEDEN: RUHSAL YAŞLANMA

RUHUNUZ GENÇSE CİLDİNİZ DE GENÇTİR!

Cildiniz sadece genetik ve çevresel etkenlerle yaşlanmaz. Cildi yaşlandıran bir diğer faktör de ruhsal yaşlanmadır! Yani cildi yaşlandıran önemli bir faktör daha var ve ne yazık ki biz onun farkında bile değiliz: Ruhsal yapılanmamız, iç dünyamız! Ruhsal yaşamınızda olup bitenler cildinizi derinden etkiler. Cilt yaşlanması ile ilgilenen uzmanların ortak fikri cildi yaşlandıran şeylerin cildinizden çok daha derin bir yerde, beyinde gizlendiğidir. Gözlemler, stresi düşük, uykusu iyi, olumlu yanı çok, kahkahası bol, korkusu endişesi az, umudu bol bir yaşam sürenlerde cilt yaşlanmasının geciktiğini gösteriyor. Olumlu ve hoşgörülü insanlarda cilt yaşlanması yavaşlıyor. Cilt, stresten, hiddet ve öfkeden, mutsuzluktan, hüzünden, korku ya da endişeden hiç ama hiç hoşlanmıyor. Ruhsal yönden aşırı gelgitler yaşayanlar, kendini ifade etmede zorlananlar, gerginlik ve kasılmalarını fazlaca abartanlar daha hızlı bir cilt yaşlanması ile karşı karşıya kalıyor.

12 Aralık 2010
Okunma
bosluk
sağlık , erkek sağlığı , çoçuk sağlığı , sağlık sitesi Son Yazılar FriendFeed

Sağlık Sitesi