Prostat kanserinin nedenlerini günümüzde hala tam olarak bulunulmamıştır prostat kanseri % 80 erkekleri genelde 60 yaşın üzerinde yakalamaktadır
Prostat Kanserinin oluş sebepleri ve Nedenleri?
Prostat kanserinin nedenleri bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar aşırı yağlı yiyecekler gibi çevresel faktörlerin etkisinin prostat kanserine yol açtığını düşünmektedir, prostat kanserini araştırmacı bir genetik grup (kalıtsal veya ailevi) nedenlerden prostat kanserinin gelişebilir duruma geldiğini düşündürmektedir. Nedeni ne olursa olsun, prostat kanseri için en önemli risk faktörü, bugün yaşlanma kabul edilmektedir. Prostat kanseri gelişme riski 50 yaşından sonra giderek artmaya başlamaktadır.
Ben Prostat kanseri olabilir miyim?
Sizin veya bir aile üyesi kendiniz prostat kanseriyce mutlaka bir doktora gitmelisiniz açısından sunmak en önemli şeylerden biri olduğu için yapabileceğiniz prostat kanseri kendini genellikle 50 yaşlardan sonra hissettirmektedir.
Kimler risk altındadır ne yapabiliriz?
Eğer yeterince uzun yaşarsa hemen tüm erkeklerde prostat kanseri gelişir. Yaş ilerledikçe gelişen prostat kanseri riski artar artar. prostat kanserlerinin % 80′i 60 yaşın üzerindeki erkeklerde olmaktadır . Ancak, bazı erkeklerde çok daha erken yaşlarda prostat kanseri hastalığı bulunmaktadır. Henüz bilinmeyen nedenlerle, prostat kanseri gelişme riski Afrika kökenli insanlarda yüksektir. Bu konuda Düşük risk Asya kökenli insanlardadır. prostat kanseri ciddiye alınması gereken ve öldürme derecesi 2 sınıf olan bir kanserdir.
Unutmamalıyız ki
komşu organlara uzanma ve onları da tahrip etme potansiyeline sahiptir. Bu tür tümörler kan ve lenf dolaşımı ile köken aldıkları yerlerden uzaktaki organlara da sıçrayabilirler. Bu tür tümörlere malign (habis, kötü huylu) tümör yada kanser denir. Kanser hücreleri köken aldıkları malign tümörden ayrılabilir, vücutta dolaşarak yeni yerleştikleri yerlerde de çoğalabilirler. Bu şekilde köken aldıkları organ dışına sıçramış ve oralarda büyümekte olan tümörlere metastaz denir.
Warwick Üniversitesi ve Kanser Araştırma Enstitüsü’nden bilimadamlarının yaptığı araştırma, işaret parmağı yüzük parmağından uzun olan erkeklerin prostat kanserine yakalanma olasılığının, tersi olanlarla kıyaslandığında üçte bir oranında daha düşük olduğunu gösterdi.
Kanser Araştırma Enstitüsü’nden Ros Eeeles, bundan böyle 60 yaş altındaki erkeklere parmak uzunluğuyla ilgili basit bir test yapılabileceğini belirtirken, sonuçları British Journal of Cancer dergisinde yayımlanan araştırmada bilimadamları, işaret ve yüzük parmaklarının göreli uzunluğunun, doğumdan önceye dayandığını ve bunun ana rahminde bebeğin maruz kaldığı seks hormonlarının seviyeleriyle ilişkili olduğuna inanıldığını açıkladı.
Araştırma çerçevesinde, 1994-2009 yılları arasında, İngiltere’deki üç hastanede prostat kanseri hastası 1,500′den fazla kişi sorgulandı ve bunlar 3 bin sağlıklı erkekle karşılaştırıldı. Katılımcılardan işaret parmağı yüzük parmağından uzun olan erkeklerin, prostat kanserine yakalanma olasılığının yüzde 33 oranında daha az olduğu tespit edildi.
Daha önce yapılan araştırmalar, parmak uzunluğuyla, saldırganlık, doğurganlık, spor yeteneği ve güven arasındaki bağlantıları ortaya koymuştu.
Dünyada her yıl yaklaşık 254 bin erkek, prostat kanserinden hayatını kaybediyor.
Yaş, etnik köken ve genetik yatkınlık gibi birçok faktör değiştiremeyeceğimiz etkenler olarak karşımıza çıksa da pek çok toplumsal çalışmada prostat kanseri gelişme riski ile diyet ve yaşam şekli arasındaki ilişki incelenmiştir. Prostat kanserinin önlenmesi, kanserin normal dokudan başlayıp klinik olarak belirgin hale gelinceye kadarki sürecin doğal veya sentetik ajanlar kullanılarak durdurulması, ters çevrilmesi veya önlenmesi olarak tanımlanmaktadır.
Hayvansal yağlardan fakir ve soya proteinden zengin beslenen Asya toplumlarında prostat kanseri daha az görülürken, hayvansal yağlardan zengin (günlük kalori ihtiyacının yüzde 40’ından fazlasının yağlardan karşılandığı diyet) beslenen Batı toplumlarında ise daha fazla görülmektedir. Bununla birlikte hayvansal yağdan zengin beslenen Asyalılarda da hastalık daha fazla görülmektedir. Diyetteki kırmızı et miktarının artması, ilerlemiş ve metastatik prostat kanseri riskini iki kat daha artırmaktadır.
Vitamin E esas olarak çiçek ve zeytin yağlarında, fındık, yumurta sarısı, parmesan ve çedar peyniri, domates, yulaf, avokado, havuç ve yeşil lifli sebzelerde; selenyum ise bitkisel besinlerde bulunur. Topraktaki selenyum miktarı coğrafik bölgeye göre değişiklik gösterebilir. Selenyum hücre zarına zararlı olabilecek serbest radikallerin temizlenmesinde görevli gulutatyon peroksidaz enzimine yardımcı olarak görev yaparken, E vitamini selenyum gibi antioksidan etkisinin yanında programlanmış hücre ölümünü başlatarak ve direkt antiandrojen etki göstererek prostat kanseri gelişiminin önlenmesine yardımcı olur.
Prostat, Yunanca “prostates”, “koruyucu muhafız” anlamına gelen, erkeklerde bulunan, kadınlarda olmayan idrar kesesinin hemen altında, idrar çıkarma yolunun başlangıcında ve içinden geçtiği, yaklaşık 20 gr. ağırlığında, kestane şeklinde ve ergenlikte artan hormonal aktiviteye bağlı olarak büyüme eğilimi gösteren yardımcı bir seks organıdır. Temel görevi; meninin sıvı kısmının oluşturulmasına yardımcı olmak, meninin vajen ortamında sıvılaşmasını sağlayan salgıları üretmek ve salgılamak, idrar yolu enfeksiyonlarına karşı korumaya yardımcı olmaktır.
Prostat hastalıklarının erkeklerin cinsel yaşamları üzerinde olumsuz etkisi var. Prostat sorunu, gece uykusunun sağlıklı bir şekilde tamamlanmasını engelleyebiliyor. Her erkeğin, geceleri uykunun REM döneminde en az 3 kez ve en az 10 dakika olarak gerçekleşen ereksiyonları olur.
Bu ereksiyon sırasında penis oksijenli kanı alarak beslenir ve anatomik yapısını korur. Ereksiyon olmayan penis beslenemez ve anatomik yapısında incelme-kısalma meydana gelmeye başlar. Gece sık aralıklarla 4-5 kez tuvalet ihtiyacı için uyanan kişiler, uykunun REM dönemine giremediği için ereksiyon olamayabilir. Bu nedenle de geceleri istenilen seviyede beslenemeyen penise bağlı cinsel fonksiyon bozuklukları ortaya çıkar.
Prostat ameliyatından sonra ortaya çıkan penisteki ereksiyon bozukluklarının sebebi mutlaka araştırılmalı. Sorun sadece ameliyattan değil de o bölgedeki damar ve sinirlerin harabiyetinden ya da psikolojik nedenlerden kaynaklanabilir.
Bunlar analiz edildikten sonra damar veya sinirlerde kalıcı bir etki yoksa destekleyici tedavilerle ereksiyon fonksiyonu zaman içinde yerine gelir. Bu dönem içinde penise rehabilitasyon yapmak en uygun olanıdır. Çünkü penis canlılığının devam etmesi için ereksiyon oluşması gerekir.
Prostat ameliyatı sonrası meninin mesaneye boşalması da diğer bir sorundur. Mesaneye boşalma için tıbbi olarak çok fazla bir şey yapılamaz. Sadece kişi çocuğunun olmama riskiyle karşı karşıya kalır. Bu durumda da tüp bebek yöntemine başvurulabilir.
Hastaya bazı ilaçların penise haftada 2-3 kez uygulanması öğretilir. Böylece hasta ve eşi haftada 2-3 kez cinsel ilişkilerine devam edebilme avantajını kazanır. Oluşan ereksiyon ile penis beslenir, anatomik yapısını ve sertleşme dokuları özelliklerini kaybetmez.
Hastalar kendiliğinden ereksiyon olmaya başlayıncaya kadar penis rehabilitasyonu sürdürülür. Ereksiyon kalitesi cinsel aktivite için yeterli olursa ek bir tedavi önerilmez. Ereksiyon olmasına rağmen kalitesinde yeterlilik yoksa ağızdan alınan ereksiyon oluşturucu tabletlerle penis rehabilitasyonu devam eder.
Warwick Üniversitesi ve Kanser Araştırma Enstitüsü’nden bilimadamlarının yaptığı araştırma, işaret parmağı yüzük parmağından uzun olan erkeklerin prostat kanserine yakalanma olasılığının, tersi olanlarla kıyaslandığında üçte bir oranında daha düşük olduğunu gösterdi.
Kanser Araştırma Enstitüsü’nden Ros Eeeles, bundan böyle 60 yaş altındaki erkeklere parmak uzunluğuyla ilgili basit bir test yapılabileceğini belirtirken, sonuçları British Journal of Cancer dergisinde yayımlanan araştırmada bilimadamları, işaret ve yüzük parmaklarının göreli uzunluğunun, doğumdan önceye dayandığını ve bunun ana rahminde bebeğin maruz kaldığı seks hormonlarının seviyeleriyle ilişkili olduğuna inanıldığını açıkladı.
Araştırma çerçevesinde, 1994-2009 yılları arasında, İngiltere’deki üç hastanede prostat kanseri hastası 1,500′den fazla kişi sorgulandı ve bunlar 3 bin sağlıklı erkekle karşılaştırıldı. Katılımcılardan işaret parmağı yüzük parmağından uzun olan erkeklerin, prostat kanserine yakalanma olasılığının yüzde 33 oranında daha az olduğu tespit edildi.
Daha önce yapılan araştırmalar, parmak uzunluğuyla, saldırganlık, doğurganlık, spor yeteneği ve güven arasındaki bağlantıları ortaya koymuştu.
Dünyada her yıl yaklaşık 254 bin erkek, prostat kanserinden hayatını kaybediyor.
Prostat sadece erkeklerde bulunan bir salgı bezidir. Kadınlardaki rahmin karşıtı bir organdır. Prostat erkeklerde dış idrar yolunun ilk kısmını çevreleyen bir organdır. Mesane tabanında yer alır. Yetişkinde yüksekliği 20-25 mm kaidesinde ön-arka çapı 25 mm ve enine çapı 40 mm civarındadır. Ağırlığı 20-25 gramdır. Şekerli koniye benzer. Bir tabanı, tepesi, arka ön ve iki yan yüzü vardır.
• Tabanı: Mesane yüzüdür. Enine bir çıkıntı ile ön ve arka iki parçaya ayrılır. Ön parça mesane ile komşu olup, önünden dış idrar yolunun prostatik parçası geçer. Arka parçada prostatik bir oluk bulunur. Bu oluk içerisinde Meni yolu borusu yer alır.
• Tepe: Anüsten itibaren 3-4 cm öndedir.
• Arka yüz: Konveks ve arka aşağıya bakar. Dikey bir oluk gösterir, prostadı iki yan parçaya ayırır.
• Prostadın İç komşuluğu: Prostatın içinde bez dokusundan başka dış idrar yolu kanalı prostatik parçası, bunun üst kısmı çevresinde mesane büzücü kası bulunur.
PROSTATIN VAZİFESİ: Prostat bir dış salgı bezidir. Aynı zamanda organizmanın ikincil sex organıdır. En önemli vazifesi meninin %95 ini teşkil ederek spermayı sulandırır. Böylece ejekulatın miktarını çoğaltarak döllenmeyi kolaylaştırır. Prostatik dokuda yüksek konsantrasyonda çinko vardır. Çinkonun karbonik anhidraz vedehidrogenez enzimleriyle ilişkisi vardır. Çinko yetmezliklerinde prostat dumura uğrar. Prostatik Sekresyon: pH 6,5 olup süt görünüşünde özel bir kokusu olan bir sıvıdır. İçerisinde fibronilizin, asit fosfotaz ve beta glukuronidaz enzimleri tespit edilmiştir. Ayrıca plazmadan daha fazla miktarda Na, K, Ca ihtiva eder. Anyon bakımdan daha fakirdir. Bol sitrat bulunur. Bunlardan başka aminoasitler, proteinler, lipitler, kollestrol bulunur. Prostat ergenlik yaşına kadar faal değildir. Ergenlikte faaliyet göstermeye başlar 25 yaşına kadar artar daha sonra faaliyetinde yavaş yavaş düşme görülür.
PROSTAT İLTİHAPLARI:
Prostat iltihapları hâd (âcil) ve müzmin olmak üzere ikiye ayrılır.
1- Hâd (Acil) Prostat iltihabı: Adi mikropların meydana getirdiği iltihaptır. Prostata kan yolu veya direkt olarak gelir. Sıklıkla dış idrar kanalı vasıtası ile gelen mikroplar prostatta iltihaba neden olurlar.
Belirtileri: İdrar yaparken huzursuzlık vardır. İdrarda yanma, sık idrara çıkma şikayetleri olur. İdrar bulanıklaşır. İdrarın başında veya sonunda 1-2 damla kan gelir. Prostat şiş ve gergin olduğundan idrar yapmada güçlük ortaya çıkar. Torbaların alt kısmında ağrı vardır. Yüksek ateş olur. Titremeler bulantı ve kusmalar buna eklenir. Günlerce ve haftalarca devam edebilir. İdrar dış deliğinden çok defa akıntı olmaz. Daha sonra tedavi edilmezse şikayetler hafifler veya apseye dönüşür. Böylece müzminleşir.
Teşhis: Akıntı varsa bu akıntının mikroskopik muayenesi yapılır. İdrar ve kan tahlilleri yapılır. Doktorun yapmış olduğu parmak ile makat muayenesinde prostat şiş, sıcak olarak parmağa gelir ve çok hasastır.
Tedavi:
1- Yatak istirahati.
2- Sıvı ihtiyacını karşılmak için serumlar verilir.
3- Kabızlık varsa o düzeltilir.
4- Ağrı giderici fitiller kullanılır.
5- İdrar kültürü ve akıntıdan yapılacak tahlil ile mikrobun cinsi tespit edilerek uygun antibiyotik verilir.
6- Ön şikayetler geçtikten sonra prostat mesajı yapılır.
2- Müzmin Prostat iltihabı: Çok defa bir belirti vermez. Orta yaşlılarda ve genç olgunlarda görülür. Acil prostat iltihabından sonra veya daha önce hiç belirti vermemiş prostat iltihabından sonra ortaya çıkar.
Belirtileri:
1- İdrar yapmada huzursuzluk, sık idrara çıkma, idrarda yanma, bazen idrarda kanama şikayetleri olabilir. En önemli belirtiisi idrar dış deliğinden gelen bir akıntıdır. Sabahları ilk idradan önce çok fazladır. Rengi beyaz saydamdır. (Yeşil olmaması ile bel soğukluğundan ayrılır) Yapışkan bir sıvıdır. Salyaya benzer.
2- Çabuk yorulma, uyku bozuklukları, konsantrasyon bozuklukları vardır. Belin alt kısmında ağrı olur.
3- Seksüel arzu azalır. Sertleşme problemleri vardır. Erken boşalma görülür.
Teşhis: Akıntının mikroskopik muayenesinde mikroplar ve iltihap hücreleri görülür. Kan idrar tahlilleri yapılır. Ayırıcı teşhis için flimler çekilir. Ultrasonografi yapılır.
Tedavi:
1- Hastalık müzmin olduğu için çok defa antibiyotik fayda vermez.
2- Ağrı giderici fitiller kullanılabilinir.
3- Sinirleri yatıştırıcı ilaçlar ve vitaminler verilir.
4- İstirahat sağlanır.
5- Sıcak su banyoları veya torbaların alt kısmına tatbik edilecek sıcak (Termofor) çok defa faydalıdır.
6- Doktor tarafından haftada 2 defa uygulanacak prostat mesajı ile prostat içerisindeki salğı ve iltihap dışarı atılacağı için hasta rahatlar
Prostat Büyümesi nedir?
Genç yaştaki erkeklerde prostat bir kestane büyüklüğündedir, ancak 45 yaşlarında prostatta büyüme
başlar. Prostat büyümesi çoğu zaman selim bir olay olarak gerçekleşmekte ve bu nedenle selim prostat
büyümesi veya tıbbi deyimiyle benign prostat hiperplazisi (BPH) olarak adlandırılmaktadır. Bu büyüme
yaşamın sonuna kadar değişen hızlarda devam etmektedir. 50 yaş üzerindeki erkeklerin %50′sinde
60-70 yaş arasında %65′inde 80 yaş üzerinde %90′ınde BPH gelişmektedir. Prostat büyümelerinin bir kısmı
ise habis büyüme şeklindedir ve prostat kanseri olarak tanımlanır. Selim prostat büyümesi ve prostat kanseri
bir arada bulunabilen ancak birbirinden kaynaklanmayan iki ayrı hastalıktır. BPH’nin yaşlanmayla birlikte,
östrojen hormon düzeylerinde görülen değişiklik nedeniyle geliştiği düşünülmekle beraber kesin nedeni
belli değildir. Benign prostat büyümesi genellikle prostattaki hücrelerin büyümesi (hipertrofisi) nedeniyle
olmayıp hücre sayısının anormal artışı (hiperplazi) nedeniyledir. Yaşlanmayla birlikte periüretral bezlerde
(üretranın etrafındaki bezlerde) hiperplazi olur. Bu hiperplazik bezler gerçek prostat dokusunu dışa doğru
iterek yassılaştırır. Prostat bezi üretra (idrar yolu) mesane ve rektuma doğru büyür ve özellikle mesane
boynunda yarattığı tıkanmayla (obstrüksiyon) üretra, mesane, böbreklerden mesaneye idrarı taşıyan
kanallar (üreter) ve böbreklerde patolojik değişikliklere neden olur. Hiperplazik kitlenin yaptığı basıyla
üretranın normal şekli bozulabilir ve bu kitle mesane boyunda obstrüksiyona neden olarak mesanede
trabekülasyon, selül (hücre, odalar), divertikül (dışarı doğru bombeleşme) ve taş oluşumuna neden olabilir.
Daha sonra idrarın boşalamamasına bağlı olarak üreterler ve böbreklerde genişleme ile böbrek dokusunda
harabiyet gelişebilir.
Prostat büyümesi sık görülmekle birlikte her büyümenin sorun oluşturması ve tedavi gerektirmesi söz konusu
değildir. Prostat yalnızca büyümüş olduğu için değil belirtilere neden olursa veya vücuda zarar verirse tedavi
edilmektedir.
Prostat ortalama olarak kestane büyüklüğünde ve şeklinde bir salgı bezidir. Bu bez mesanenin altında, rektumun (makatın) önünde bulunur. Prostatın merkezinde üretra adı verilen mesaneden idrarı boşaltma işlevi gören kanal yer alır. Cinsel boşalma esnasında prostatın çevresindeki kaslar seminal sıvıyı üretraya doldurur. Seminal sıvı üretra boyunca penisin ucuna doğru gelerek buradan da dışarıya akar. Prostat şayet büyürse içinden geçen üretrayı sıkıştırarak idrarın akışını zorlaştırabilmektedir. Hatta tamamen durdurabilir. Bundan dolayı prostat kanserinin önemli belirtilerinden biri de idrar yapmakta güçlük çekmedir.
Prostat Kanseri Nedir?
Diğer bütün kanser türleri gibi Prostat Kanseri de bir hücreden başlar ve bölünme kontrolü kalktığı için kısa sürede bir kitle haline gelir. Prostattaki bütün kitleler kanser değildir ama kitleler idrar yapmada zorluğa neden olabilirler.
İleri yaşlarda prostat büyüyebilir. Kanser olmayan bu büyüme “bening prostat hipertrofisi”olarak bilinir ve cerrahi olarak tedavi edilebilir.
Prostat Kanseri de benzer semptomlara neden olabileceği için idrar yapmada zorluk veya ağrı durumlarında doktora başvurulmalıdır.
Prostat Kanseri riski özellikle 65 yaş üzerinde daha fazladır.
Prostat Kanserini arttıran durumlar nelerdir?
Yaşın 65 üzerinde olması
Yağdan zengin diyet ile beslenmesi
Kırmızı etten zengin diyet
Prostat Kanseri aile hikayesi
Sizde de Prostat KanseriOlabilir
Şayet siz ya da ailenizden biri 50 yaş üzeri bir erkek ise kendiniz için yapabileceğiniz ve o aile üyesine önerebileceğiniz en önemli şeylerden birisi Prostat Kanseri açısından kontrolden geçmektir. Prostat Kanseri erkeklerde en sık görülen kanserdir ve kansere bağlı ölümlerin ikinci sık nedenidir.
Prostat Kanseri Gelişimini Önlemek için Neler Yapılmalıdır?
Dengeli diyet diğer kanserlerin olduğu gibi prostat kanserinin de riskini arttırır. Sebzeden (özellikle domatesten) ve meyveden zengin; fakat yağdan fakir diyet önerilir.
Aşağıdaki belirtiler sizde ortaya çıktıysa doktora başvurmanız gerekir.
Özellikle gece ortaya çıkan sık idrara çıkma durumu
İdrarda kan görülmesi durumu
Ağrılı idrar yapma durumu
Pelvis bölgesinde künt ağrılar
Prostat Kanseri Tedavisi
Prostat Kanseri tanısı konmuşsa bir kaç farklı tedavi yöntemi uygulanabilmektedir. Seçilecek tedavi hastanın yaşı, genel durumu, kanser tipi ve yaygınlığına göre sadece takip, cerrahi, radyoterapi, hormon tedavisi veya kemoterapi yöntemlerinden bir veya bir kaçı seçilebilir.
Prostat Kanseri erkeklerde görülen en sık kanser türüdür ve çok sinsi seyreder. Maalesef bir çok hastada hiç bir belirti vermeyebildiği gibi hiç bir yakınmaya da yol açmayabilir. Bu nedenle sizin ya da 50 yaş üzeri aile üyesi diğer erkeklerin bu hastalık için doktora başvurması ve sonraki yıllarda da düzenli kontrolden geçmeleri çok önemlidir.
ABDde yapılan iki araştırmada, ofiste uzun saatler geçirenlerde yüksek tansiyonun daha yüksek oranda görüldüğü, her gün düzenli aspirin kullanan ileri yaştaki erkeklerin prostatla ilgili hastalık riskinin azaldığı belirtildi.
California’da yaşayan 18-64 yaşları arasındaki 24 bin kişi üzerinde yapılan araştırma sonunda zamanının büyük bölümünü çalışarak geçirenlerin yüksek tansiyon hastası olma olasılığı yüksek çıktı. Haftada 40 saatten fazla çalışanların yüksek tansiyon hastası olma olasılığı yüzde 17, 40 saatten az çalışanlarda yüzde 14 olarak belirlendi. İşyerinde daha fazla zaman geçirenlerin daha az dinlendiği ve farklı uğraşlara zaman bulamadığını vurgulayan uzmanlar hareketsiz yaşam ve uykusuzluğun, en az sağlıksız beslenme ve şeker hastalığı kadar yüksek tansiyon hastalığına neden olduğunu bildirdi.
PROSTAT RAHATSIZLIĞINA KARŞI ASPİRİN ÖNERİLDİ
Prostat ile ilgili yapılan araştırmada ise her gün 1 Aspirin alanlarda bu hastalığa yakalanma riskinin azaldığı ortaya çıktı. 2 bin 500 erkeğin katıldığı bir araştırmada düzenli Aspirin kullananlar erkeklerde prostat büyümesi riskinin yüzde 50 azaldığını gösterdi. Düzenli aspirin kullanımının prostat hastalığına karşı koruma sağladığını belirlendi. Sürekli olarak tuvalete çıkma ihtiyacı yaratan ve idrar yaparken zorluğa neden olan prostat 40 yaş üstündeki her 4 erkekten 1’inde görülüyor.