Nedir?
Kadınlık hormonlarını (östrojen ve progesteron) içeren haplardır. Her gün düzenli olarak alındığında gebelikten korur.
Nasıl Korur?
Kadının yumurtalıklarından yumurta hücresini gelişip atılmasını engeller.
Rahim ağzındaki salgıyı koyulaştırarak erkek tohum hücrelerinin rahmin içine geçmesini önler.
Olumlu Yönleri Nelerdir?
Doğru kullanıldığında %99 etkilidir.
Bırakıldığında tekrar gebe kalınabilir.
Cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmaz.
Rahim ve yumurtalık kanserlerine karşı koruyucudur.
Adet ağrısını azaltır, adetleri düzenli hale getirir.
Kansızlığı azaltır.
Olumsuz Yönleri Nelerdir?
Geçici olarak ilk 3 ayda bulantı, kilo artışı, başağrısı, adet kanaması miktarında azalma, ara kanamalar ve lekelenme görülebilir.
Anne sütünün kalitesini bozar ve miktarını azaltır.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korumaz.
Kimler için uygundur?
Her gün hap almayı hatırlayabilecek kadınlar
Adet kanamaları fazla miktarda, düzensiz, aşırı ağrılı olan kadınlar
Adet öncesi rahatsızlık yaşayanlar (gerginlik, başağrısı, vücutta sıvı tutulması)
Henüz kürtaj olmuş veya kendiliğinden düşük geçirmiş kadınlar
Yeni doğum yapmış ancak emzirmeyen kadınlar (3 haftadan sonra kullanabilirler)
Kimler için uygun değildir?
Meme kanseri, tanısı ya da şüphesi olanlar
Nedeni bilinmeyen vajinal kanaması olanlar
35 ve daha yukarı yaşta olup günde 15′den fazla sigara içen kadınlar
Damar sertliği, damar tıkanıklığı, tansiyonu yüksek (kan basıncı >160/100 mm/hg) ve felç öyküsü olanlar
Karaciğer hastalığı olanlar (hastalık devam ettiği sürece)
Şeker hastaları, safra kesesi hastalığı olanlar
Yeni ameliyat geçirmiş ya da ameliyata hazırlananlar
Emziren anneler
Migren
AIDS olup anti retro viral tedavi alanlar
Nasıl Kullanılır?
Hapa başlamadan önce bir sağlık kuruluşundan
MUTLAKA DANIŞMANLIK alınmalıdır.
Hap adetin ilk 5 günü içinde alınmaya başlanmalıdır.
Ek yönteme gerek yoktur.
Kullanılan hap 28′lik paketlerdeyse, paket bitene kadar her gün bir tane hap içilir. Paket bitince, ara vermeden yeni bir pakete başlanır, adet beklenmez.
Kullanılan hap 21′lik paketlerdeyse, üç hafta boyunca her gün bir tane hap alınır, 21 tane hap bittiğinde 7 gün ara verilip, yeni bir pakete başlanır, adet beklenmez.
Hap alınması 1 gün unutulursa, unutulan hap hatırlandığı anda alınmalıdır. Daha sonraki hap her zaman içildiği vakitte alınır. Hap alınması üst üste 2 gün unutulursa en geç 72 saat içinde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Dikkat!
Hap kullananlarda;
Şiddetli göğüs ağrısı, karın ağrısı, bacak ağrısı, baş ağrısı ve görmede bulanıklık olursa,
Adet kesilmesi ya da beklenmeyen vajinal kanama olursa derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Faruk Buyru, doğum kontrol haplarının en önemli yan etkisinin, atardamarlarda ve toplardamarlarda tıkanıklık riskini artırması olduğunu belirterek, “Normal toplumda 10 binde 5-10 arasında toplardamar tıkanıklığı-iltihabı riski vardır. Bu risk düşük dozlu doğum kontrol hapı kullananlarda, 2-3 kat artarak 10 binde 10-20’ye çıkar” dedi.
Doğum kontrol hapı kullanımıyla ilgili açıklama yapan Buyru, son 50 yıldır modern hayatın ayrılmaz bir parçası olan doğum kontrolünün,
büyük bir oranda ilaçlarla sağlandığını söyledi.
Günümüzde genç kızların erken yaşta cinsel hayata başladığını, bu nedenle de istenmeyen gebeliklerin önlenmesinin daha fazla önem kazandığını ifade eden Buyru, erken gebeliklerin yüzde 80’den fazlasının istenmeyen gebelik olduğunu, evlilik yaşının gecikmesinin de istenmeyen gebelik riskinin artışına neden olduğunu belirtti.
Yeni nesil doğum kontrol haplarında, östrojen dozu azaltılarak, yan etkisi daha az olan progesteronlar (yumurtalıklar tarafından salgılanan bir cinsiyet hormonu) kullanılmaya başlandığını kaydeden Buyru, bu durumun da yan etkilerin azalmasını sağladığını bildirdi.
Eski jenerasyon doğum kontrol haplarında görülen kilo alma, tüylenme, kalp ve damar hastalıkları riskinde artış gibi yan etkilerin ortadan kalkmasını sağladığını anlatan Buyru, “Yeni jenerasyon modern haplardaki değişikliklerle yan etkiler azaltılırken, koruma dışı sağlık yararlarının da olması amaçlanmıştır. Kanama miktarının azaltılması, adet öncesi gerginliklerin önlenmesi, adet ağrılarının ortadan kaldırılması bu yararların başında gelmektedir” diye konuştu.
DAMAR TIKANIKLIĞI
Doğum kontrol haplarının en önemli yan etkilerinin atardamarlarda ve toplardamarlarda tıkanıklık riskini artırması olduğunu bildiren Buyru, bu yan etkilerin daha çok hapların içerdiği östrojen dozu ile ilişkili olduğunu ifade etti.
Atardamarlarda tıkanıklığın daha çok 35 yaş üstünde görüldüğünü söyleyen Buyru, şunları kaydetti: “Sigara içmek de bu riski arttırdığından, 35 yaş üstünde olup sigara içenlerde doğum kontrol hapı kullanılmamalıdır. 35 yaş altında olup sigara içenlerde doğum kontrol hapı kullanılabilir. Toplardamarlarda tıkanıklık riski yaşla ilişkili değildir. Bu yan etki doğum kontrol hapı kullanımının ilk yılında daha sık meydana gelir ve ilaç kesilince risk de ortadan kalkar. Kullanım süresi uzadıkça risk azalır. Normal toplumda 10 binde 5-10 arasında toplardamar tıkanıklığı-iltihabı riski vardır. Bu risk, düşük dozlu doğum kontrol hapı kullananlarda 2-3 kat artarak 10 binde 10-20’ye çıkar.”
DOĞUM KONTROL HAPI İLE İLGİLİ YANLIŞ BİLİNENLER
Öte yandan, doğum kontrol hapıyla ilgili halkın yanlış bilgilere sahip olduğunu kaydeden Buyru, bunları şöyle açıkladı: “Doğum kontrol hapları kısır bırakır: Yanlış Doğum kontrol hapları bırakıldıktan sonra gebe kalma oranı, kullanmayanlarla aynıdır. Doğum kontrol hapı kullanmış olmak gebe kalma şansını azaltmaz. Hap bırakıldıktan hemen sonra gebe kalınabilir.
Doğum kontrol hapları kanser yapar: Yanlış Doğum kontrol hapları kanser riskini arttırmaz. Aksine uzun süre hap kullananlarda rahim içi ve yumurtalık kanseri riski azalır. Riskteki azalma kullanım süresi uzadıkça belirginleşir.
Doğum kontrol hapları tüylenme yapar: Yanlış Eski jenerasyon doğum kontrol haplarının tüylenme yaptığı doğrudur. Ancak günümüzde kullanılan doğum kontrol haplarının tümü tüylenme yapmadığı gibi, tüylenme ve ciltteki sivilcelerin tedavisinde kullanılan en etkili ilaçlardır. Bu etkinin görülebilmesi için hapların 5-6 ay kullanılmaları gerekir.
Doğum kontrol hapları genç kızlarda kullanılmaz: Yanlış Doğum kontrol hapları memede fibrokist ve kistlere neden olur: Yanlış Doğum kontrol haplarının kullanımı, meme hastalıklarını azaltır. Doğum kontrol hapı kullanımı ile meme kanseri riski arasında bir ilişki yoktur.
Gerek ağrılı adet görmenin tedavisi için, gerekse korunma amacıyla doğum kontrol hapları ergenlik döneminde de rahatlıkla kullanılabilir.”
Doğumdan sonra bir süre annenin ruhsal, fiziksel sağlığı ve vücudun toparlanması için genel olarak en az bir yıl süreyle yeni bir gebelik önerilmez.Bu sebepten belli bir dönem gebelikten korunmak şarttır. Ancak bu bir yıl içinde vücut tam olarak kendini toparlayabilir.
Emzirmenin gebelikten koruyucu özelliği:
Emzirmenin, prolaktin (Süt Hormonu) salgısını arttırarak yumurtlamayı engellediği ve bu yollada hamileliği önlediği bilinmektedir. doğum sonrası yaklaşık olarak 3 aya kadar emzirmenin hamilelikten koruyucu özelliği olmakla birlikte bu süre sonunda koruyuculuğu azalarak devam eder. Çünkü ovulasyon yani yumurtlama genellikle 3. aydan sonra tekrar başlar ve doğum sonrası 5-6. aylardan sonra normal periyoduna döner.
Bir başka deyişle emzirmeyenlerde doğum sonrası3 hafta, emzirenlerde ise 3 aydan sonra gebelik şansı vardır.
Doğum sonrası korunma yöntemleri:
Doğum sonrası korunma yöntemleri içinde en uygun yöntemler spiral, prezervatif (kondom) ve üç aylık depo progesteron iğneleridir.
Spiral doğumdan ideal olarak 40-45 gün sonra takılabilir. Takılacağı zaman adetli olmak şart değildir. Ancak öncelikle detaylı bir jinekoljik muayeneden geçmek ve rahim ağzında yara, vajinal enfeksiyon, rahim veya yumurtalıklarda enfeksiyon (iltahap) bulguları, adet düzensizlikleri yaşamamak gerekir. Yine kişilerde bakır alerjisi de olmamalıdır.
Erkeğin prezervatif (kılıf) uygulaması da uygun şekilde kullanıldığı zaman spirale eşdeğer koruma sağlar. Ancak her erkek prezervatif kullanmayı sevmiyor olabilir.
Her iki yöntemi de kullanamayan kişilere “üç aylık depo progestinler” yapılabilir. Süte bir zararı yoktur. Tam olarak 90 gün süreyle korunma sağlar, bu sürenin sonunda tekrar yapılması gerekir.
.
Depo iğnelerin bazı istenmeyen yan etkileri de olabilir. Bu istenmeyen yan etkileri iğnelerin yapıldığı süre boyunca adeta bir gebelik hali gibi adet görememe, bazen akne (sivilce), göğüslerde gerginlik, iştaha bağlı kilo artışı, zaman zaman adet düzensizlikleri şeklinde ara kanamalarıdır.
Ayrıca iğneler bırakıldıktan sonra adetler bir süre daha eski düzenli haline dönmeyebilir. Bu süre bazen 6 ayı bulabilmektedir.
Üç aylık depo progestin iğneleri gibi “saf progestin içeren doğum kontrol hapları” nadiren tercih edilen doğum kontrol yöntemlerindendir. Oluşturduğu yan etkiler depoprovera’ya benzer. Çok düzenli ve saatinde kullanılmadığı durumlarda gebelikler de oluşabilir.
3. aydan sonra uzun etkili, cilt altı implantların (progesteron içeren) kullanılması da, alternatif bir kontraseptif yöntem olarak hastalara sunulmalıdır.
Emziren kadınlarda doğum kontrol hapları kullanımı :
Klasik doğum kontrol hapları hem estrojen hem de progestinleri içerir. Progestinlerin anne sütüne her hangi bir zararları olmazken estrojenler anne sütünü azaltır. Bu yüzden emzirme döneminde doğum kontrol hapları önerilmez.
Doğum sonrası artık kesinlikle yeni bir çocuk istemeyen ve 30 yaşın üzerindeki kişilerde Tüplerin – kanalların bağlanması (ligasyon) işlemi yapılabilir.
Tüplerin bağlanması normal doğumdan sonra ilk 5 gün içinde veya doğumdan 40 gün sonrasından itibaren laparoskopi veya minilaporotomi denilen küçük bir kesi yardımıyla yapılabilir.
Tüp bağlanması işlemi sezaryen olan gebelerde, ailelerin önceden işlem için rızalarını belirtir imza vermeleri durumunda ameliyat sırasında da yapılabilir.
Tüplerin bağlanması durumunda geriye dönüş yok denecek kadar az olduğu için çiftler çocuk istememe konusunda kesin kararlı olmalıdırlar.
Ancak eğer geriye dönüş istenirse tüp bebek yöntemiyle bunun da mümkün olabileceği akılda tutulmalıdır.
Tüplerin bağlanması adet düzensizlikleri, cinsel fonksiyonlarda azalma ve kasık ağrısı gibi şikayetler kesinlikle yaratmaz.
Erkekte tüp bağlanması işlemi ise vazektomi olarak bilinir. Lokal anestezi eşliğinde ayaktan yapılan çok basit bir işlemdir. İşlem sonrası cinsel istek veya fonksiyonlarında azalma yaratmaz ve meni’nin miktarında değişme olmaz.
Yine geri dönüşümü olmadığı düşünülerek yapılması gereken bir yöntemdir ama bu da tıpkı tüplerin bağlanması gibi tüp bebek yöntemiyle tekrar gebelik oluşturulabilecek bir tekniktir.
Diğer doğum kontrol yöntemleri ise servikal kep (başlık), vajen içi fitil ve kremler, geri çekme yöntemleri (coitus interruptus) ise koruyuculukları daha az olan yöntemlerdir.
Hangi korunma metodu kullanılırsa kullanılsın her türlü adet gecikmesi durumunda öncelikle gebelik düşünülmelidir. Eğer gebelik testleri ve muayene sonuçlarında gebelik saptanmazsa adet gecikmesi nedenine yönelik tedavi uygulanmalıdır
Her kadının istediği zaman ve istediği sayıda çocuk sahibi olmak istemesi en doğal hakkıdır. Kontrolsuz birbirini takip eden doğumlar ve düşükler anne ve çocuk sağlığını ciddi olarak tehdit eder. Bu nedenle aile planlaması hem anne, hemde çocuk sağlığına zarar vermeyecek uygun doğum kontrol yöntemleriyle yapılmalıdır. Kişi için ideal bir korunma yöntemiyle istenmeyen gebelikler, kişinin sağlığına zarar vermeden tama yakın oranda engellenebilir.
En iyi ya da en uygun doğum kontrol yöntemi nedir sorusu cevabı kolay olmayan bir sorudur. Çünkü her yöntem her kişiye uygun olmayabilir. Doğum kontrol yöntemi seçiminde kişinin yaşı, doğum yapıp yapmadığı, adet düzeni, alışkanlıkları, cinsel yaşantısı gibi pekçok faktör rol oynar.
Doğum Kontrol Hapları
Yaygın olarak kullanılan doğum kontrol ilaçları, östrojen ve sentetik progestin hormonları içerir. Bu ilaçlar, yumurtlamayı önleyerek doğum kontrol`ünü sağlarlar.
Doğum kontrol ilaçlarına başlamadan önce, doktor kontrolünden geçmek şarttır. Kadınlarda genel kontroller, jinekolojik muayene ile birlikte smear testi yapılması gerekir. Bugün; doğum kontrol haplarının bulantı, ara kanamalar, adet kanamasında azalma, deride lekelerin oluşması, migren ağrılarının şiddetlenmesi, memede ağn ve mizaç değişiklikleri gibi yan etkileri olabilir.
Gebeler, yüksek tansiyon, damar, karaciğer, şeker ve migren hastaları, 35 yaşın üzerinde sigara içen bayanlar ve 16 yaşından küçükler, kesinlikle doğum kontrol hapı kullanmamalıdır.
Rahim İçi Araçlar (SPİRAL)
1960 yılından itibaren yaygın olarak kullanılmaya başlanan rahim içi araçlar, değişik şekil ve boyutlarda olabilir. Adet kanamasmın 3. veya 4. günü, rahme yerleştirilen spirallerin saf plastik ve bakırlı çeşitleri yanında, son zamanlarda altın, gümüş kaplama olanları ve hormon salan tipleri de üretilmektedir.
Rahim içi araç kullanan kadınlara, her yıl kontrol yapılması gerekmektedir. Rahim içi araca bağlı kasık ağrıları, ara kanamaları, sancılı ve fazla adet kanaması görülebilmektedir. Rahim içi araç, pelvik enflamatuvar hastalığını artırarak, tüplerde tıkanıklığa bağlı kısırlık ve dış gebeliklere neden olabileceğinden, en az bir çocuğu olan veya çocuk sahibi olmak istemeyen kadınlara uygulanması gerekmektedir.
Prezervatif
Cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklara karşı da koruyuculuğu olan prezervatif, güvenilir yöntemler arasındadır. İnce lastik bir materyalden vapılan prezervatif, cinsel ilişki öncesinde erkek cinsel organı üzerine takılmakta ve böylelikle spermin vajinaya girmesini engellemektedir.
Yırtılma ya da çıkma korkusu dışında herhangi bir yan etkisi de yok denecek kadar azdır. Olası tek yan etkisi; kauçuk, pudra veya lubrikan maddeye karşı alerjik reaksiyon oluşmasıdır. Bu yöntemin doğum kontrol`ündeki güvenilirliği, doğum kontrol hapı ve spiralden daha azdır. Ancak vajina içerisine uygulanan spermisid kontraseptif krem, jel veya köpükle etkinliği, doğum kontrol hapının etkinliğine yakın bir düzeye çıkmaktadır.
Hormon İmplantları
Derinin altına yerleştirilen yumuşak kapsüller şeklindeki hormon implantları, progestin hormonu salarak yumurtlamayı önlemekte ve 5 yıl boyunca koruma sağlamaktadır. Ancak bu kapsüllerin, konusunda deneyimi olan hekimler tarafından yerleştirilmesi ve 5 yılda bir değiştirilmesi gerekmektedir.
Hormon Enjeksiyonları
Progestin hormonu içeren uzun etkili bir korunma metodu olarak kabul edilen hormon enjeksiyonları, her üç ayda bir kullanılmaktadır. Bir yıldan fazla kullanıldığında, adetlerin kesilmesine neden olabilmekte ve bu nedenle, ileride çocuk sahibi olmayı düşünen kadınlara önerilmemektedir.
Cerrahi Sterilizasyon (Kısırlaştırma)
Sterilizasyon, hem kadın hem de erkek için, istendiğinde geriye dönüşü mümkün olan bir doğum kontrol yöntemidir. Kadınlar için uygulanan yönteme, tüplerin bağlanması (tubal sterilizasyon), erkekler için uygulanan yönteme ise üreme kanalının bağlanması (vazektomi) adı verilmektedir.
Gelişmiş ülkelerde, üreme çağındaki çiftlerin yaklaşık %24′ü doğum kontrol yöntemi olarak cerrahi sterilizasyonu seçmektedir. Güvenilirliği %99.8 olan tüplerin bağlanması yönteminin kadının cinsel yaşamına ve ruh sağlığına olumsuz hiçbir etkisi yoktur.
İlişki Sonrası Doğum Kontrol`ü – ERTESİ GÜN HAPI
İlişki sonrasında alındığında gebeliği önleyen ilaçlar, östrojen ve progestin hormonları içermekte ve rahmin iç tabakasının gelişimini engelleyerek gebeliği önlemektedir.
Yöntem, korunma olmadan gerçekleşen bir ilişkiden sonra, gebeliğin kürtaj yapılmasına gerek kalmadan engellenmesini amaçlamaktadır. İlaçlar, ilişki sonrasındaki ilk 72 saat içinde alındığında, gebeliği %97 oranında önler. Doğum kontrol haplarının kullanımı ile ortaya çıkan yan etkiler, bu ilaçların kullanımından sonra da görülebilmektedir.
Doğumdan sonra bir süre annenin ruhsal, fiziksel sağlığı ve vücudun toparlanması için genel olarak en az bir yıl süreyle yeni bir gebelik önerilmez.Bu sebepten belli bir dönem gebelikten korunmak şarttır. Ancak bu bir yıl içinde vücut tam olarak kendini toparlayabilir.
Emzirmenin gebelikten koruyucu özelliği:
Emzirmenin, prolaktin (Süt Hormonu) salgısını arttırarak yumurtlamayı engellediği ve bu yollada hamileliği önlediği bilinmektedir. doğum sonrası yaklaşık olarak 3 aya kadar emzirmenin hamilelikten koruyucu özelliği olmakla birlikte bu süre sonunda koruyuculuğu azalarak devam eder. Çünkü ovulasyon yani yumurtlama genellikle 3. aydan sonra tekrar başlar ve doğum sonrası 5-6. aylardan sonra normal periyoduna döner.
Bir başka deyişle emzirmeyenlerde doğum sonrası 3 hafta, emzirenlerde ise 3 aydan sonra gebelik şansı vardır.
Doğum sonrası korunma yöntemleri:
Doğum sonrası korunma yöntemleri içinde en uygun yöntemler spiral, prezervatif (kondom) ve üç aylık depo progesteron iğneleridir.
Spiral doğumdan ideal olarak 40-45 gün sonra takılabilir. Takılacağı zaman adetli olmak şart değildir. Ancak öncelikle detaylı bir jinekoljik muayeneden geçmek ve rahim ağzında yara, vajinal enfeksiyon, rahim veya yumurtalıklarda enfeksiyon (iltahap) bulguları, adet düzensizlikleri yaşamamak gerekir. Yine kişilerde bakır alerjisi de olmamalıdır.
Erkeğin prezervatif (kılıf) uygulaması da uygun şekilde kullanıldığı zaman spirale eşdeğer koruma sağlar. Ancak her erkek prezervatif kullanmayı sevmiyor olabilir.
Her iki yöntemi de kullanamayan kişilere “üç aylık depo progestinler” yapılabilir. Süte bir zararı yoktur. Tam olarak 90 gün süreyle korunma sağlar, bu sürenin sonunda tekrar yapılması gerekir.
Depo iğnelerin bazı istenmeyen yan etkileri de olabilir. Bu istenmeyen yan etkileri iğnelerin yapıldığı süre boyunca adeta bir gebelik hali gibi adet görememe, bazen akne (sivilce), göğüslerde gerginlik, iştaha bağlı kilo artışı, zaman zaman adet düzensizlikleri şeklinde ara kanamalarıdır.
Ayrıca iğneler bırakıldıktan sonra adetler bir süre daha eski düzenli haline dönmeyebilir. Bu süre bazen 6 ayı bulabilmektedir.
Üç aylık depo progestin iğneleri gibi “saf progestin içeren doğum kontrol hapları” nadiren tercih edilen doğum kontrol yöntemlerindendir. Oluşturduğu yan etkiler depoprovera’ya benzer. Çok düzenli ve saatinde kullanılmadığı durumlarda gebelikler de oluşabilir.
3. aydan sonra uzun etkili, cilt altı implantların (progesteron içeren) kullanılması da, alternatif bir kontraseptif yöntem olarak hastalara sunulmalıdır.
Emziren kadınlarda doğum kontrol hapları kullanımı :
Klasik doğum kontrol hapları hem estrojen hem de progestinleri içerir. Progestinlerin anne sütüne her hangi bir zararları olmazken estrojenler anne sütünü azaltır. Bu yüzden emzirme döneminde doğum kontrol hapları önerilmez.
Doğum sonrası artık kesinlikle yeni bir çocuk istemeyen ve 30 yaşın üzerindeki kişilerde Tüplerin – kanalların bağlanması (ligasyon) işlemi yapılabilir.
Tüplerin bağlanması normal doğumdan sonra ilk 5 gün içinde veya doğumdan 40 gün sonrasından itibaren laparoskopi veya minilaporotomi denilen küçük bir kesi yardımıyla yapılabilir.
Tüp bağlanması işlemi sezaryen olan gebelerde, ailelerin önceden işlem için rızalarını belirtir imza vermeleri durumunda ameliyat sırasında da yapılabilir.
Tüplerin bağlanması durumunda geriye dönüş yok denecek kadar az olduğu için çiftler çocuk istememe konusunda kesin kararlı olmalıdırlar.
Ancak eğer geriye dönüş istenirse tüp bebek yöntemiyle bunun da mümkün olabileceği akılda tutulmalıdır.
Tüplerin bağlanması adet düzensizlikleri, cinsel fonksiyonlarda azalma ve kasık ağrısı gibi şikayetler kesinlikle yaratmaz.
Erkekte tüp bağlanması işlemi ise vazektomi olarak bilinir. Lokal anestezi eşliğinde ayaktan yapılan çok basit bir işlemdir. İşlem sonrası cinsel istek veya fonksiyonlarında azalma yaratmaz ve meni’nin miktarında değişme olmaz.
Yine geri dönüşümü olmadığı düşünülerek yapılması gereken bir yöntemdir ama bu da tıpkı tüplerin bağlanması gibi tüp bebek yöntemiyle tekrar gebelik oluşturulabilecek bir tekniktir.
Diğer doğum kontrol yöntemleri ise servikal kep (başlık), vajen içi fitil ve kremler, geri çekme yöntemleri (coitus interruptus) ise koruyuculukları daha az olan yöntemlerdir.
Hangi korunma metodu kullanılırsa kullanılsın her türlü adet gecikmesi durumunda öncelikle gebelik düşünülmelidir. Eğer gebelik testleri ve muayene sonuçlarında gebelik saptanmazsa adet gecikmesi nedenine yönelik tedavi uygulanmalıdır.
İmplanon, 68 mg sentetik progesteron etonogestrel ihtiva eden cilt altına yerleştirilen 4 cm uzunluğunda 2 mm çapında plastikten yapılmış steril tek çubuktur. İmplanon içinde östrojen hormonu yoktur. İmplanon, doğum kontrol haplarını kullanmak istemeyen ve spiral taktırmaktan çekinen hastalar için uygun bir yöntemdir.
Doğum kontrol çubukları (DKÇ) takıldığı ilk günden itibaren etkin olup, doğum kontrol haplarına oranla %25 daha az hormon salgılayan, aynı zamanda adet sancılarını büyük oranda azaltan uzun süre etkin olan bir yöntemdir.
Doğum kontrol çubukları:
-Norplant:Progesteron ihtiva eden ve deri altına uygulanan yumuşak altı kapsülden iberettir
-İmplanon: Progesteron (etonogestrel) ihtiva eden ve deri altına uygulanan bir adet implanttır.
İmplanon etki mekanizması:
İmplanon yumurtlamayı baskılayarak, servikal mukus viskositesini artırarak ve endometriumda değişiklikler yaparak gebeliği önler.
Karaciğer enzimlerini artırıcı etkisi olan ilaçları kullananlarda ve aşırı kilosu olanlarda (ideal vücut ağırlığının %130′dan fazla olanlar) İmplanon gebeliği önlemede daha az etkilidir.
Önemli güvenlik bilgileri:
DKÇ’ları cinsel yolla bulaşan hastalıklara ve AIDS hastalığına karşı korumaz.
İmplanon takıldıktan sonra palpe edilebilecek şekilde hemen cilt altına takılmalıdır. Derine takılan İmplanonun çıkartılması oldukça zor hatta imkansız olabilir. İyi yerleştirilmeyen implantta istenmeyen gebelik olasılığı mevcuttur. Çıkarılamayan implantta ise dış gebelik, infertilite ve ilaca bağlı yan etkiler görülebilir.
Klinik incelemelere göre implantı takma sırasında %1, çıkarma sırasında %1.7 komplikasyon görülebilir.
İmplanon aşağıdaki durumlarda kullanılmaz:
-Gebelik şüphesi olanlar
-Pulmoner emboli, tromboz ya da tromboembolik hastalık öyküsü olanlar. Özellikle trombo- embolik hastalık anamnezi olan kadınlar bu hastalığın tekrarlayabileceğinin farkında olmalı ve progesteron ihtiva eden DKÇ’ larını kullanmamalıdır.
-Benign ya da malign karaciğer tümörü olanlar,
-Bilinen ya da şüphelenilen meme kanseri olanlar,
-Tanı konmamış genital kanaması olanlar
-İmplanon muhtevasına karşı allerjisi olanlar,
-Myokard enfarktüsü geçirenler.
İmplanon takılanlarda görülen komplikasyonlar:
1- Enfeksiyon: Takılan alanda enfeksiyon gelişirse etkene duyarlı antibiyotiklerle tedavi edilmelidir. Uygun yerleştirilemeyen ya da enfeksiyon gelişen implantlar zamanla yerinden atılabilir.
2- Dış gebelik: İmplanon kullanan hastalar arasında dış gebelik (ektopik gebelik) ihtimali nadir olmasına rağmen İmplanon kullanırken bir gebelik olursa bu gebeliğin kullanmayan hastalara göre dış gebelik olma ihtimali daha fazladır.
3- Düzensiz kanamalar: İmplanon takılacak hastalara düzensiz adet kanamaları konusunda önceden bilgi verilmelidir. Çeşitli patolojik durumları veya gebeliği ekarte etmek için DKÇ takılmadan önce, anormal kanama nedenleri ayrıca araştırılmalıdır.
4- Kronik hastalıklarda kullanılan ilaçlara bağlı Etonogestrel seviyesinin düşmesi sonucu kontraseptif (gebelik önleyici) etkinin azalması: Kontraseptif steroidlerin metabolizmasını artıran bazı antibiyotikler, antifungal ilaçlar, antikonvulsanlar gibi ilaçlar hormonal kontraseptiflerle birlikte verildiği zaman kanda etonogestrel seviyesi düşeceğinden kontraseptif etkinliği azalır, buna bağlı olarak istenmeyen gebelik veya ara kanaması olabilir. Bu durumda gebelik oluşmaması için hormonal olmayan ek bir yöntem uygulanmalıdır. Karaciğer fonksiyon testleri bozuk, glikoz intoleransı bozuk olan ya da diyabet hastalığı olanlar, depresyon geçirenler, İmplanon kullanırken yakın gözlem altında tutulmalıdır.
5- Over kistleri:Yumurtalıklarda gelişen folliküllerde atrezi gecikir ve follikül normal büyümesine devam edebilir. Yumurtalıklarda görülen bu kistler sonra kendiliğinden ortadan kalkar, cerrahi nadiren gerekli olabilir.
6-Tromboz: Cerrahi ya da hastalık nedeniyle uzun süre yatağa bağlı kalacak hastalıklarda İmplanon, tromboz riski nedeniyle çıkartılmalıdır.
İmplanon yan etkileri:
-Düzensiz kanama %11
-Ağırlık artışı %2-3
-Emosyonel (mood) değişikliği %2-3
-Baş ağrısı %1.6
-Akne %1.3
-Depresyon %1
İmplanon takılan hastaların %11′inde adet düzeni değişecek ve düzensiz ara kanamalar olacaktır. Hatta %20 kadın hiç adet görmeyebilir. Baş ağrısı, kilo artışı, akne, meme ağrısı, bulantı, depresyon, takılma yerinde ağrı gibi yan etkiler görülebilir. Fakat bu etkiler doğum kontrol ilaçlarının etkisinden çok daha azdır.
İmplanon takılma yöntemi:
İmplanon takılacağı zaman hastanın gebe olmadığından emin olmak gerekir. İmplanon adetin ilk 5 gününde takılabilir. Doğum kontrol hapı kullananlarda hap bittikten sonra ara verilen yedi gün içinde uygulanabilir. Yalnız progesteron ihtiva eden mini pil kullananlarda son hap içildikten sonra hemen ertesi gün ara vermeden İmplanon uygulanmalıdır. İlk trimester düşüklerden hemen sonra takılabilir. İkinci trimester düşükleri ya da doğumdan sonra ise ortalama dört hafta sonra takılmalıdır.
İmplanon takma ve çıkarma konusunda eğitim almış sağlık çalışanları tarafından uygulanır. Uygulanmadan önce İmplanon’un fayda ve risklerinin hasta tarafından tam olarak anlaşıldığına dair imzalı onay formu doldurulmalıdır.
İmplanon sağ elini kullananlar için sol ön kol iç kısma, humerus kemiği median epikondimden 8-10 cm yukarısına uygulanır ve paket üstünde belirtilen son kullanma tarihine kadar uygulanabilir. İmplanon takıldıktan üç yıl sonunda çıkartılmalıdır. İmplanon cilt altına yerleştirildikten sonra doktor ve hasta tarafından dokunulmalı hissedilmelidir.
İmplanon çıkartılma şekli:
Hastaların %11′i anormal kanama nedeniyle, %0.3′ü amenore nedeniyle, %2-3′ü kilo alma nedeniyle İmplanonu çıkartmak ister.
Önce implanonun hangi kola takıldığı belirlenir ve palpe edilir. İmplanon palpasyonla hissedilmiyorsa ultrason ya da magnetik rezonans ile yeri belirlenmelidir. İmplanon radyoopak olmadığı için rontgen filminde yeri tespit edilemez. Yeri kesin olarak belirlenmediğinde kanda etonogestrel düzeyine bakılarak İmplanon’un hala var olduğu anlaşılabilir.
Çıkartmadan önce steril şartlar sağlanarak 0.5-1 cc %1 lidocane ile çubuğun dirseğe en yakın ucundan lokal anestezi uygulanır ve çubuğun üst ucundan iterken insizyon yapılan uçtan bir pensetle yakalanarak çıkartılmalıdır, insizyon yeri steril gaz ile kapatılmalıdır.
Derine takılan implantlar operasyon odasında cerrahi işlemle çıkartılır. Derine takılan implant nöral ve vasküler hasar yapar, o bölgede parastesi uyuşukluk hissedilir ve ilerleyicidir. İmplant çıkartma işlemi de takma işleminde olduğu gibi bu konuda eğitim almış doktorlar tarafından çok dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. DKÇ çıkartıldıktan sonra fertilite kısa sürede geri döner. DKÇ’ları süresi dolduğunda çıkartılırken doğum kontrolünün devam etmesi istenirse hemen bir yenisi takılabilir.. İmplanon kullanırken bir gebelik olursa, gebeliğin devamı isteniyorsa çıkartılmalıdır, fetüs üzerinde zararlı bir etkisi tespit edilmemiştir.
Emziren annelerde İmplanon içindeki progesteron cüzi miktarda süt yolu ile bebeğe geçebilir. Bebeğin fizik ve motor gelişimi üzerine etkisi yoktur. Buna rağmen emziren anneler için hormonal olmayan yöntemler tercih edilmelidir.