Menopoz kelime anlamı olarak, adet kanamalarının kesin olarak bitmesidir. Yunanca, men ay ve pause sonlanmak kelimelerinden oluşmaktadır. Menopoz, kadın hayatında yumurtalıkların seks hormonu (östrojen, progesteron, testosteron) üretme fonksiyonlarının bitmesiyle oluşan doğal bir olaydır. Bu hormonlar bir kadının gebe olmasını, adet görmesini sağlar ve dolaşım sistemi, ürogenital sistem ve kemik gibi bir çok vücut fonksiyonlarını etkiler. Bazı kadınların hiç menopoz yakınması olmazken, bazılarında özellikle 40-55 yaşları arasında menopoza ait şikayetler gözlenir. Adet düzenleri bozulduğunda bir çok kadın menopoza girdiğini söylese de, menopoz bir kadının peşi sıra 12 ay adet görmemesidir. Menopozun başlangıcı ve ne kadar sürdüğü kadından kadına değişir.
Menopoza giriş yaşı dünya geneline bakıldığında 45-53 arasında değişmekte olup ortalama 51 yaş olarak bildirilmektedir. Ülkemizde ise yapılan araştırmalarda menopoz yaşı 46-48 arası bulunmuştur. Günümüz modern batı toplumunda kadınlar, menopozdan sonra yaklaşık 25-30 yıl daha yaşam süresi beklentisine ulaşmışlardır. Devlet İstatistik Enstitüsünün 6. Beş yıllık Kalkınma Planı nüfus öngörülerine göre, 2000 yılında toplam kadın nüfusumuz 34.576.300 ve 45 yaş üzeri kadın nüfusumuz 6.851.100dür. Gene beklenen ortalama yaşam süresi kadınlarımız için 72 yıldır. Bu verilere göre kadın nüfusumuzun yaklaşık % 20si menopoz sonrası dönemdedir ve yaşamlarının yaklaşık 25 yılını menopoz döneminde geçireceklerdir.
Menopozun tanım olarak üç tipi vardır. Dışarıdan hiçbir müdahale yapılmaksızın 40 yaş ve üzerinde ortaya çıkan menopoz doğal menopoz olarak adlandırılır. Eğer adet görmekte olan bir kadın yaşı ne olursa olsun tıbbi müdahale sonucu yumurtalıkları çıkartılarak menopoza girmişse cerrahi menopoz dan bahsedilir. 40 yaşına ulaşmadan menopoza girilmesi durumuna ise erken menopoz adı verilir. Menopoz, kadın hayatında yumurtalıkların hormon üretme fonksiyonlarının bitmesiyle oluşan bir süreçtir. Menopoz bir hastalık olmayıp, kadın hayatının önemli bir geçiş dönemidir. Ancak bu dönemde ortaya çıkan pek çok semptom, kadının sağlıklı yaşam kalitesini çok ciddi şekilde etkileyebilmektedir. Menopoz döneminin başlamasıyla eksilen östrojen hormonuna bağlı olarak bazı belirtiler gözlemlenmektedir. Bunların başlıcaları sıcak basmaları, terleme, uykusuzluk, düzensiz vajinal kanamalar, vajinal kuruluk, ağrılı adet görme, seksüel istekte artış veya azalış, idrar problemleri, yorgunluk, ruh hali değişiklikleri, dikkat ve hafıza sorunları olarak sayılabilir. Bunların dışında diğer belirtiler ise ağız ve diş, deri ve ekleri (tırnak ve saç), eklem ve göz gibi organlarda meydana gelen değişikliklerdir. Menopozdaki kadınların %75 i ateş basmalarından yakınır.(Ani olarak vücut ısısında artma) Gece olan ateş basmaları uykusuzluğa yol açabilir.%30 kadında bu şikayetler ağır geçebilir. Bu belirtiler önemli olup, kadının yaşam kalitesini oldukça düşüren olaylardır.
Günümüzde postmenopozal dönemde östrojen eksikliğine bağlı semptomların tedavisinde, HT (Hormon tedavisi) en tercih edilen tedavi yöntemidir. Öncelikle bilinmesi gereken tüm dünyada HTsi üç ana endikasyon ile onay almıştır. Bunlar menopoz semptomlarının tedavisi, genital sistem atrofisinin önlenmesi ve tedavisi, kemik erimesi?nin (osteoporoz) önlenmesidir.
Hormon tedavisi rahimi olmayan (operasyon geçirmiş) kadınlarda östrojen replasman tedavisi şeklindedir. Rahimi olan kadınlarda östrojen ve progestinler kombine olarak verilmektedir. Kombine tedavi sıklık (ardışık) ve kontinü (sürekli) olarak verilebilir. Hormon tedavisi için günümüzde oral (ağızdan alınan), parenteral (oral olmayan) ve lokal (vaginal) olmak üzere çeşitli preparatlar bulunmaktadır.
HT meme kanseri yapar mı ?
Günümüze değin yapılan pek çok çalışmada, hormon replasman tedavisinin meme kanseri riskinde önemli bir artışa neden olduğunu gösteren sonuçlara ulaşılamamıştır.
Son yıllarda yapılan araştırmalar, östrojene progestin eklenmesinin meme kanseri riskinde bir miktar artışa sebep olduğunu göstermekle birlikte henüz kesin sonuçlara ulaşılamamıştır.
Yapılan son çalışmaların sonuçları göz önüne alındığında rahimi alınmış menopoz sonrası kadınlarda kullanılan östrojenin olumsuz etkilerinin söz konusu olmadığı yani meme kanseri riskini arttırmadığı, buna karşılık rahimi olan yani doğal menopoza girmiş östrojen ve progesteron kullanılan menopoz sonrası kadınlarda ise 4 yıldan daha uzun süreli kullanımlarda meme kanseri riskinde bir miktar artış olduğu söylenebilir. Hormon tedavisi sonucu oluşan meme kanseri risk artışı, kadının alkol kullanımı, obezite (Vücüt kitle indeksi>30), 30 yaşından sonra yapılan ilk doğum, geç menopoz gibi risk faktörlerinden daha fazla değildir.
Ne zaman doktora başvurmalı ?
40 yaşına gelen her kadında menopoz öncesi veya sonrası dönemde yukarıda sayılan belirtiler görülebilir. Bu belirtileri yaşayan kadınlar kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmalıdırlar. Ayrıca menopoza giren her kadın şikayetleri olmasa da kemik kaybından korunmak veya cinsel hayatının devamlılığı için doktora başvurmalıdır.
Tüm bu nedenlerden dolayı, kişiye özel olarak düzenlenmiş bir hormon tedavisinin kişiye sağlayacağı yarar tartışmasızdır.
Bu dönem birçok kadında çok hissettirmeden geçerken, bir kısmında da sıcak basması, terlemeler, uyku sorunları gibi sıkıntılar gösterir. Bazen de bu değişiklikler daha yoğun görüldüğü için depresyon, uykusuzluk, sinirlilik yaşanabilir. Ancak bu dönem de yaşananlar bu kadarla sınırlı değil.
Kadınlık hormonlarının azalması ile kalp damar hastalıklarına yatkınlık artar, kan yağları yükselir. Abdominal obezite denilen, bel çevresinde ki genişleme ile birlikte şeker hastalığı görülme ihtimali de artmaktadır. Bunların yanı sıra kemik erimesi açısından çok daha dikkatli olunmalı ve rutin kontroller yaptırılmalıdır.
Hisar İntercontinantel Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Karacanoğlu, menopoz döneminde birçok kadının daha kolay kilo aldığını ve östrojen hormonun bu tip şikâyetler açısından koruyucu iken, menopozla birlikte bu koruyucu faktörün azalmaya başladığını belirtiyor.
Menopozda beslenme
Menopoz döneminde yeterli ve dengeli beslenmenin önem kazandığını belirten, Hisar İntercontinantel Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Karacanoğlu; menopozla birlikte artan hastalık riskleri sebebiyle beslenme tarzında ciddi değişiklikler yapılmasının gerekliliğini vurguluyor.
Bununla birlikte kilo almamak, ideal ağırlığı korumak artık daha zorlanacağınız bir konu haline gelebilir. Aşağıda ki öneriler size bu konuda yardımcı olmak için hazırlanmıştır.
Adetten kesilme (Menopoz)
Kadınların tenasül hayatının devamını gösteren (âdet görme) hali belirli bir yaşa kadar devam eder ve nihayet bir gün sona erer ki, buna (âdetten kesilme) derler.
Kadınların âdetten kesilme yaşı, bizim memleketimize göre, ortalama bir hesapla, (42-45) yaşları arasındadır. Yaşı ilerliyen kadınların âdetten kesileceklerini gösteren ilk alâmet, âdetlerin düzenini kaybetmesi ve azalıp çoğalmağa başlamasıdır. Sonra âdet zamanlan gittikçe seyrekleşerek ve araları uzayarak nihayet bir gün kadınlar, tam olarak, âdetten kesilirler.
Âdet görme nasıl ki, kadın yumurtalıklarının iç salgılarının (iç ifrazlarının) tesirile oluyorsa yumurtalıkların faaliyetten kalıp iç salgının kesilmesi de onların âdetten kesilmesine sebep olur.
Bu kesilme, bâzı kadınlarda daha genç, meselâ (30-35) yaşlarında olabildiği gibi, bir takım kadınlar da (50) yaşına kadar âdetten kesilmiyebiîirler. Âdetten kesilme zamanında kadınların vücudünde bir takım sıkıntılar baş gösterir.
Bu sıkıntıların başlıcası şunlardır:
Bu kadınlar sırtlarından yüzlerine ve başlarına doğru, zaman zaman, bir sıcaklığın çıktığını duyarlar. Bu sıcaklık vücudu birdenbire sarar ve sıkıntı verir. Bunun arkasından bir terleme olur. Terliyen vücutta biraz sonra, sıcaklığın tersine olarak, bir üşüme ve ürperme duyulur.
Bu sırada sinirler de bozulmağa başlamıştır. Âdetten kesilme çağına girmiş olan kadınlar her hâdiseden kolayca müteessir olurlar. Basit ve ehemmiyetsiz sebeplerden dolayı ağlarlar veya gülerler. Kalbde çarpıntılar, nefes darlıkları, baş ağrıları, baş dönmeleri, göz kararmaları, iç sıkıntıları olur. Bu hallerle buna– lan kadın pencereleri açmak ve yahut odadan bahçeye çıkıp temiz ve taze hava almak ihtiyacını hisseder. Bâzı kadınlarda vücudun ötesinde berisinde ve bilhassa yüzde, ergenliğe benziyen, ufak, kırmızı sivilceler çıkar. Oynak yerlerinde romatizma gibi ağrılar, katılıklar, uyuşukluklar duyan kadınlar vardır.
Bünyesi sinir bozukluklarına müsteit olan kadınlar, âdetten kesilme devresini büyük bir azap içinde geçirirler. Böyle kadınlar huysuz, kavgacı, geçimsiz olurlar. Hem kendilerini yıpratır. Hem de etrafındaki insanları kırar, müteessir ederler. Hattâ bâzılarında bu sinir halleri o kadar ileriye gider ki, tehlikeli bir sinir hastalığının ortaya çıkmasından bile korkulur.
Fakat âdet kesilmesi, bütün kadınlarda böyle değildir. Bünyesi elverişli ve sakin ta-biatli olanlar, âdetten kesilme sıkıntılarını kolayca atlatarak, vücutlarını az zaman içinde, yeni hayatlarına uydurup rahata kavuşurlar.
TEDAVİ:
Adetten kesilme devri kadının âdeta fır-tınah bir sonbaharı demektir. Bugünler ne kadar sakin geçerse kadın o nisbette rahat eder. Onun içindir ki, açık hava gezintileri, eğlenceli seyahatler, ılık banyolar çok taydalıdır-lar. Kadın, sebze ve meyvalardan zengin çeşitli, hazmı kolay gıdalar almalı ve iyi beslenmelidir. Sıcak banyolar iyi gelmez. Sinirleri yatıştırmak için (Bromür) ler (Valerian) lı ilâçlar verilir.
Kahve, çay, sigara gibi sinirler üzerine iena tesir yapacak olan maddeler kullanılmamalıdır.
Adetten kesilmenin asıl sebebi yumurtalıkların faaliyetten kalması olduğu için, yumurtalık iç salgısını ihtiva eden ilâçlardan kadınlar pek ziyade fayda görürler. Bu ilâçlar pek çoktur. Bunlar, hekimin çizeceği münasip bir programa göre, uygun miktarlarda verilecek olurlarsa kadınlar âdetten kesilme devresini kolayca ve sıkıntısız geçirmiş olurlar.
Hanımların yaşantısı erkeklerden farklıdır ve her birinin psikolojisi farklı dalgalı dönemleri barındırır: Çocukluk, genç kızlık, evlilik, hamilelik, annelik ve akabinde menopoz devreleri gibi.
Menopoz, kadın yumurtalıklarının faaliyetinin durması sebebiyle ay hâlinin veya adet kanamasının kesilmesi demektir. Ortalama menopoza girme yaşı 51 olmakla birlikte 45 – 55 yaşları arasında da olabilir. Özellikle gelişmiş toplumlarda yaşayan kadınlar menopoza daha geç yaşlarda girerler. Sigara ve yetersiz beslenme menopozu erkene alır.
Kadınların bir çoğu menopozdan 4–5 yıl önce düzensiz adet görmeye başlar. Menopoza girişte ise kadından kadına değişen yoğunlukta ateş basması ve terleme nöbetleri, eklem ağrıları, uyku problemleri, osteoporoza eğilimi gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
İşte kadınların bu sıkıntıları, günümüzde ilaç satmak için potansiyel kitle arayan ilaç firmalarını harekete geçirdi. Menopoza geçişte görülen belirtilerden yola çıkarak bu dönemde dişilik hormonu (östrojen) eksikliği olduğunu, bunun yerine konması gerektiğini ileri sürdüler. İddialarına göre ölümcül ve korkutucu birçok hastalık da menopoz evresindeki kadınları bekliyordu. Ünlü artistleri reklâmlara çıkardılar, ileri sürdükleri iddia ise bütün bu problemler östrojen hormonu alındığında geçmekteydi ve zinde hale geliniyordu. Çünkü iddialarına göre menopozun güya hormon eksikliğinden kaynaklanan, tedavi edilebilir ve tamamen önlenebilir bir hastalık olduğu keşfedilmişti!
Ölümü ve yaşlılığı bir düşman gibi algılayan günümüz kadını östrojene sarıldı. Dinç ve genç olacak, yüzü gülecekti. Ancak sonuç hiç de öyle olmadı. Verilen hormon tedavisi kalp krizlerini önlemenin aksine kalp krizi ve felç geçirenlerin sayısında artışa yol açtı. Alzheimer tipi bunama ve meme kanseri de östrojen hormonu alanlarda daha sık rastlanır oldu. Öte yandan hayat kalitesi de iyileşmemişti.
Sonuçta anlaşıldı ki, her kadının geçirdiği ve hayatlarının fizyolojik (tabiî) bir dönemi olan menopoz, gereğinden fazla tıbbi bir konu haline getirilmiştir. Aslında kadınların hayatlarındaki bu aşamayı bir hastalık olarak görmek yerine doğal bir geçiş olarak algılamak durumundayız.
Elbette bazı nadir durumlarda hormon tedavisine gerek olabilir, ama bunu rutin hale getirirsek, sonuç felâket olur.
Hormon almak yerine sigara içmemek, düzenli egzersiz (yürüyüş) yapmak, sağlıklı bir beslenme programı (hazır ve işlenmiş gıdalardan uzak durmak, meyve ve sebzeye, tam tahıllı gıdalara ağırlık vermek, düzenli süt içmek gibi) uygulamak menopoz belirtilerini hafifletmede son derece etkili tabiî metodlardır.
Hormon değişimleri ise hayatın bir parçasıdır. Hastalık, anormallik veya tıbbî bir problem sayılmamalıdır. Hayatın tüm dönemleri güzeldir, kendine göre hoş tarafları vardır. Ertelemek veya sun’î müdahalelerde bulunmak doğru değildir. Menopozun bir hastalık olduğu görüşü bugün itibariyle iflâs etmiştir.