Çin takvimine göre cinsiye belirleme nasıl olur?

Tüm insanlık tarihinde olduğu gibi günümüzde de çiftlerin büyük bir kısmı önceden çocuğunun cinsiyeti belirlemek istemektedirler. Tarihten bu yana kulaktan kulağa halk arasında anlatılan-inanılan deneme yanılma yöntemine göre çin takvimi gibi geliştirilmiş bazı teoriler ve görüşler vardır. Bunların hiç biri ispatlanmış, kesinlik kazanmış veya tıbbi geçerliliği olan yöntemler değildir. Cinsiyet belirleme her zaman bir tartışma konusu olmuştur.

Her toplumda cinsiyet belirleme, cinsiyet seçme ve cinsiyet tayini için değişik inanışlar ve yöntenler vardır. Türk toplumunda ve diğer topluluklarda da benzeri şekilde olduğu gibi anne adayı çok kırmızı et yer ,tuzlu beslenirse ,diz dirsek pozisyonunda cinsel ilişkiye girerse erkek; balık ve bol yeşil yapraklı sebze yer veya misyoner pozisyonunda cinsel ilişkiye girerse kız sahibi olacağı gibi tıbbi dayanağı olmayan bir çok söylenti ve şehir efsanesişeklnde kulaktan kulağa yayılan inanış vardır.

Cinsiyet Tayini, Cinsiyet Seçme, Cinsiyet tayini ve Cinsiyet Seçimi İçin En Çok Tercih Edilen Yöntemler;

1. BabyChoice –Materna yöntemi :

Yaygın kullanılan bir metodtur.İsviçre’deki Materna Laboratuarlarının birçok ülkede temsilcilikleri aracılığı ile dağıtımını yaptığı BabyChoice metodu ile tıbbi müdahale olmadan istenilen cinsten bebek yapabilmenin doğal ve güvenli tek yolunu sağlamaya çalışmaktadır. Anne veya bebeği hiçbir riske sokmadan bilimsel dayanaklara bağlı kalarak %90′ın üzerindeki başarı oranı sağladığını iddia etmekte olup, pratik ve ekonomik bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yöntem ülkemizde de şirketin resmi temsilciler tarafından pazarlanmaktadır.

2. Microsort –Ericcson yöntemi

ABD’de geliştirilen bir lazer cihazı yardımı ile spermler X ve Y kromozomlarına göre ayrıştırılıyor. Lazer ışınları ve komplike DNA formülleri kullanarak sperm ayrıştıran bir cihaz yardımı ile kız bebek olmasını sağlayan X kromozomu taşıyan spermlerle erkek bebek olmasını sağlayan Y kromozomu taşıyanları birbirinden ayırıp elde edilen ayrılmış spermleri Aşılama (suni dölleme,İUİ) yöntemi ile anne adayına yerleştirerek gerçekleştiriliyor. Genel olarak uygulaması zor ve pahalı bir yöntemdir. Uygulanırlığı zor olduğundan çok daha az kullanılmaktadır. Bu yöntem için teknik ve yasal zorluklar vardır.Ülkemizde yaygın olarak kullanılmamaktadır.

3. Shettles Metodu

Dünyada en çok uygulanan ve kullanılan cinsiyet belirleme, cinsiyet tayini , cinsiyet seçme ve cinsiyet seçimi metodudur. Shettle metodu çok kolaydır ve bu yöntemin uygulama prensibi adetin belirli günlerinde ilişkiye girilmesine dayanmaktadır .Basit ve ücretsiz olan bir yöntemdir. Dayandığı nokta X kromozomu taşıyan spermlerin Y kromozomu taşıyanlara göre daha yavaş yüzmesi, hareket etmesi ve daha dayanıklı olmasıdır. Buna göre erkek çocuk için yumurtlamaya en yakın zamanda cinsel birleşme yapılmalıdır. Böylece hızlı Y kromozomu taşıyan spermler yumurtaya daha çabuk ulaşabilmekteler. Kız çocuğu için ise yumurtlamadan 3 ila 5 gün önce cinsel birleşme yapılıyor ve sonra bir daha yapılmıyor. Böylece Y kromozomu taşıyan spermler ölüyor ve geriye X kromozomu taşıyan daha dayanıklı spermler kalıyor. Bu yöntemin duyarlı bir şekilde uygulanması için yumurtlama gününün kesin tespiti için bazal vücut ısısı takibini , ovulasyon testlerini veya servikal mukus testlerini kullanmak gerekmektedir.

4.-Beslenme-Diet Metodu

Anne adayı tarafından gebelikten en az 6 hafta önce başlanacak potasyum ve sodyum içeriği zengin besin (et, balık, sebze, çikolata, tuz gibi) diyeti erkek çocuk ihtimalini arttırıyor.
Aynı şekilde kalsiyum ve magnezyum içeriği zengin olan besinler (süt, peynir, tuzsuz findık fıstık, fasulye, brokoli,lahana ) ile yapılacak diyet kız çocuk olma olasılığını arttırıyor.

5. Preimplantasyon Genetik Metodu

Son zamanlarda geliştirilen Preimplantasyon genetik yöntemiyle gelişmekte olan embriyonun bir hücresinin alınarak incelendikten sonra genetik probleminin olup olmadığı ve cinsiyetinin ne olduğu anlaşılabilmektedir. Bu yöntem ile bebeğin cinsiyetini %100 belirlemek mümkün olmaktadır. Pahalı olan bu yöntem cinsiyet belirleme için değil, sadece genetik bazı hastalıkların engellenmesi için kullanılmalıdır.Ayrıca bu işlem isteğe bağlı olarak ülkemizde ve bir çok dünya ülkesinde uygulanmamaktadır ve yasal olarak engellenmektedir.

6. Çin Takvimi Metodu Ve Çin Takvimi Kullanımı..

İnsanlık tarihinin en eski cinsiyet belirleme yöntemi Çin Takvimi ‘ dir. Çin takvimi üzerinde bir çok spekülasyon yapılmasına rağmen cinsiyet belirlemek için çaba gösteren çiftlerim büyük bir kısmı mutlaka “çin takvimi” ni uygulamaya çalışırlar.Çin takvimi asırlardır Çinlilerin cinsiyet belirlemek için kullandıkları bir çeşit takvim sistemidir.Çinliler “çin takvimi” kullanımının %90-%95 başarılı olduğunu iddia etmelerine rağmen çin takvimi yönteminin herhangi bir bilimsel geçerliliği yoktur.Çin takvimi çalışma prensibi belirli yaştaki kadınların belirli aylarda cinsel birliktelik ile kaldıkları gebeliğin cinsiyetini belirlemek üzerine kurulmuştur. Çin takvimi kullanımında örneğin 24 yaşındaki bir kadın mayıs ayında gebe kalırsa bebek erkek olacak, kasım ayında kız olacaktır. Cin takvimi ve kullanımı hakkında çiftelerden çok soru geldiği için cin takvimi metodunu sitemize koyma gereğini bulduk. Bir çok kadın ayrıca geriye dönük olarak doğumdan sonra bebeklerinin cinsiyetini çin takvimi kullanarak bu yöntemin geçerliliğini de aralarında tartışmaktadırlar. CİN TAKVİMİ sadece eğlence ve hoş vakit geçirme amacı ile sitemize konulmuştur. Çin Takvimi ve sonuçları yoruma açıktır.. Hadi siz de bebeğinizin cinsiyetini çin takvimi kullanarak belirleyin.. Kız mı olsun yoksa erkek mi??

15 Haziran 2011
Okunma
bosluk

Terapotik HPV aşısı nasıl yapılır?

Human papillomavirus ile enfekte kişilerde enfeksiyonun tedavisi için ve servikal kanser tedavisinde gelişimini önlemek amacıyla kullanılan aşılardır. Prekanser tedavisindeöz ve kanser tedavisindeöz lezyonlardaki bazal epitelyal hücrelerde L1 ve L2 eksprese edilemediğinden, VLP aşıları oluşmuş enfeksiyonlar için uygun değildir.

Virusun çoğalmasını engelleyen terapötik HPV aşıları; sekonder profilaktik aşılar olarak kabul edilir. Human papillomavirus ile enfekte kişilerde, virusun hücre içinde çoğalmasını engellemektedir. Lezyondaki bazal epitelyal tabakalar içindeki HPV’nin hücre içinde çoğalabilmesi için E1 ve E2 proteinleri gereklidir. Rekombinant yolla elde edilmiş aşılar, E1 ve E2 proteinlerini içererek hücresel bağışıklık sistemini uyararak çoğalmaya çalışan virusların gelişimini durdurur

Serviks kanser tedavisindei tedavisi için terapötik HPV aşıları; prekanser tedavisindeöz ve kanser tedavisindeöz lezyonlarda, HPV onkogenleri olan E6 ve E7’nin sürekli ekspresyonu ile lezyon malign bir fenotip kazanır. E6 ve E7 gen ürünleri immun sistemi için hedef spesifik tümör antijenleridir. Terapötik HPV aşıları E6 ve E7 proteinlerini içeren rekombinant aşılar olup, vücuda verildiklerinde CD4+ ve CD8+ T hücrelerini uyararak sitotoksisite ve sitokinler ile E6 ve E7 proteinlerini aşırı üreten enfekte hücreler yıkımına neden olarak törepatik etki gösterirler. Viral E6 ve E7 proteinlerine dayalı DNA aşıları, mutasyona uğrama potansiyellerinden dolayı aşı ile ilgili çelişkili görüşler vardır

Yeni ve özellikli aşılar üzerinde çalışmalar devam etmesine karşın profilaktik aşılarda gelinen aşama terapötik aşılarla kıyaslanamayacak kadar ileridedir

Gardasıl [Quadrivalent Human Papillomavirüs (Tip 6, 11, 16, 18) Rekombinant Aşı] isimli, Glaxo-Smith-Kline firması tarafından İngiltere’de üretilen HPV aşısı, Sağlık Bakanlığı tarafından 23.02.2007 tarihinde kullanımı onaylanmıştır. Aşının hedeflediği 9-26 yaş arasındaki kız ve kadınlarda:

-HPV tip 16 ve 18’in neden olduğu: servikal kanser tedavisinde, servikal adenokarsinoma in-situ (AIS), servikal intraepitelyal neoplazi (CIN) evre 2 ve evre 3, vulvar intraepitelyal neoplazi (VIN) evre 2 ve evre 3, vajinal intraepitelyal neoplazi (ValN) evre 2 ve evre 3’ün önlenmesinde
-HPV tip 6, 11, 16 ve 18’in neden olduğu: servikal intraepitelyal neoplazi (CIN) evre 1, genital siğiller, HPV enfeksiyonlarının önlenmesinde endikedir.

Rekombinant HPV aşısı, 0.5 ml’lik deltoid kasına veya uylugun üst yanındaki kasa IM (intra müsküler) olarak, 3 ayrı (0.2.6. ay) doz şeklinde uygulanmakta olup; 1. doz belirlenen tarihte, 2. doz birinci dozdan 2 ay sonra, 3.doz birinci dozdan 6 ay sonra uygulanır. Raf ömrü 36 ay olup, servikal kanser tedavisinde olgularının azalması için oldukça önemli bir adımdır

Aşının koruyuculugu % 100 olmayıp, aşıda bulunmayan diğer HPV tiplerine ve mevcut HPV enfeksiyonlarına karşı koruma sağlamaz. Aşının sadece genç kızlara uygulanmasına karşın, orta ve ileri yaş kadınlar da serviks kanser tedavisindei bakımından risk altındadır. Bu nedenlerden ötürü HPV aşısı, risk altındaki kadınlar için tek korunma yöntemi olan rutin sitolojik tarama programlarının yerini tutamaz.

15 Haziran 2011
Okunma
bosluk

Çikolata kisti belirtileri nelerdir?

Çikolata kistlerinden pek çok kadın dertli. Ancak bu kistler için ilaç tedavisi bir işe yaramıyor. Eger çikolata kisti 1-2 ay içinde gerilemiyorsa mutlaka ameliyat edilmeli, ardından da hormon tedavisi yapılmalı ki kadın rahat etsin.

Soru : Sol yumurtalığımda 2 adet, boyutları 2-3 santim arasında olan çikolata kisti bulunuyor. Tedavi olarak doğum kontrol hapı önerildi. Ancak ben yaptığım birtakım araştırmalarda bu kistin yumurtalığa zarar verdiğini, ileride gebe kalmamda problemler çıkabileceğini öğrendim. Şimdi çok tedirginim. Bu durumda yumurtalığıma zarar vermeden başka bir tedavi yöntemi mümkün müdür?

Çikolata kistleri (Endometrioma) ilaç tedavisi ile geçirilemez. Önce endometrioma tanısının doğru olup olmadığı değerlendirilmeli. Bir, iki ayda gerilemeyen, görüntüsü de endometriomaya uyan kistler bence ameliyat edilmeli. Karın içindeki muayenede görülemeyen endometriozis odakları çıkarılmalı ve ameliyat sonrası dönemde hormon tedavisine başlanmalıdır.

15 Haziran 2011
Okunma
bosluk

Melek otu nasıl kullanılır?

Melek otunun faydaları nelerdir bu konumuzda onu paylaşacağız.

Melek Otunun Faydaları: İştah açıcıdır. Sindirim  sistemini rahatlatır ve gaz söktürür. Sinirleri rahatlatıcı ve spazm çözücüdür. Bu etkileri ile cinsel soğukluk, ağrılı adet şikayetlerini azaltmaya yardımcı olur. Astım ve bronşitte faydalıdır. İshali keser. Yaraların iyileşmesini hızlandırır. Melekotu yağı romatizma ağrılarını kesici etkiler gösterir.

Melek Otu Nasıl Kullanılır? Melek otu kökü kurutulduktan sonra toz haline getirilir ve kaynamış suda demlenerek kullanılır. Ayrıca, bitkiden elde edilen melek otu yağı haricen romatizma şikayetlerine karşı kullanılabilir. Melek otunun kökleri ve tohumları farklı lezzetler vermek için baharat olarak da kullanılmaktadır. Bitkinin boyama amacıyla kullanımı da vardır.

melek otu faydaları

15 Haziran 2011
Okunma
bosluk

Prostat kanserinin belirtileri nelerdir

Prostat kanser tedavisindei Evreleri

Prostat kanser tedavisindei evrelendirmesi için TNM (tumor, nodes, metastasis) sisteminde ilke olarak, klinik evrelendirmede tümör kategorisinde parmakla rektal muayene (PRM) ve transrektal ultrasonografi (TRUS) bulgularından yararlanılır. PRM tamamiyle doğru sonuç vermemesine ve kişiden kişiye farklılıklar gösterebilmesine rağmen, patolojik evre ve prognoz ile iyi korelasyon gösterdiği çalışmalarda bildirilmiştir. Bazı çalışmalarda ise PRM’nin patolojik evre ile korelasyonunun %50’den düşük olduğu belirtilmiştir. TRUS, prostat dışına makroskopik yayılım ve seminal vezikül invazyonu varlığında evrelendirmede doğru sonuçlar öngörmüştür.

Lokal evrelendirmede bilgisayarlı tomografi verileri tek başına yeterli olmamaktadır çünkü prostat içindeki kanser tedavisinde lokalizasyonunu ve kapsül dışına taşmayı gösteremediği belirtilmektedir. Bunun için, endorektal helezon kullanılan manyetik rezonans görüntüleme tekniği, T2-ağırlıklı görüntüleriyle prostatın incelenmesi için uygundur. Prostat kanser tedavisindei genel olarak, parlak-beyaz periferik bölge içinde düşük sinyal şiddetinde siyah adacıklar şeklinde görüntülenir

Prostat kanser tedavisindei için bölgesel lenf bezleri pelvik, obturator, internal iliyak, eksternal iliyak, lateral sakral ve presakral lenf bezleridir. Lenf bezlerinin sağ ya da sol tarafa lokalize olması N kategorisinde değişikliğe neden olmaz. Bölgesel lenf bezleri dışındaki paraaortik lenf bezleri gibi diğer lenf bezlerine metastaz N değil, M1a kategorisinde değerlendirilir. PCa metastaz yaptığı primer lenf bezleri internal iliyak/hipogastrik ve sekonder olarak obturator lenf bezleridir.

Prostat kanser tedavisindei metastazları en sık kemik dokuya olduğu için kemik metastazı değerlendirmesi önemlidir. Kemik metastazlarının saptanmasında kemik sintigrafisi (Tc-99m-MDP) son derece duyarlı bulunmuştur. T, N, M kategorileri belirlendikten sonra klinik ve patolojik evrelendirme gruplandırması yapılır

15 Haziran 2011
Okunma
bosluk

Biberon kanser mi yapar?

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, kanser tedavisindeojen olabileceği şüphesi üzerine, Avrupa Birliği ile paralel olarak, biberon gibi bebek beslenmesinde kullanılan polikarbonat malzemelerin üretiminde Bisfenol A’nın (BPA) kullanımını yasakladı. Bakanlığın Türk Gıda Kodeksi Gıda Maddeleri ile Temasta Bulunan Plastik Madde ve Malzemeler Tebliği’nde yaptığı değişiklik, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Tebliğdeki geçici madde uyarınca, halen faaliyet gösteren ve bu tebliğ kapsamındaki ürünleri üreten, ithal eden ve satan iş yerleri, 1 ay içinde tebliğ hükümlerine uyacak. Bu süre içinde gerekli düzenlemeleri yapmayan iş yerleri ve satış yerlerinin faaliyetine izin verilmeyecek. BPA, damacana, bazı fırın kapları, biberon gibi sertleştirilmiş polikarbonat (PC) maddelerde kullanılıyor.

15 Haziran 2011
Okunma
bosluk

Meyan Kökünün Faydaları

Birçok hastalığa iyi gelen meyan kökünün faydaları burada paylaşılacaktır. Ayrıca meyan kökünün kullanım şekli ve resmine dair de paylaşımda bulunulacaktır.

Meyan Kökünün Faydaları: İştahı açar. Hazmı kolaylaştırır İdrar söktürür ve kabızlığı giderir. Nezle, grip ve nefes darlığında faydalıdır. Göğsü yumuşatır, balgamı söktürür ve öksürüğü keser. Vücuda serinlik ve rahatsızlık verir. Bağırsakları rahatlatır. Mide ve onikiparmak bağırsağı ülseri, gastrit ve ince bağırsak iltihaplarında faydalıdır. Antibakteriyel ve antifungal etkileri ile zararlı bakterilere ve iltihaplara karşı etkilidir. Kronik hepatit ve siroz tedavisinde oldukça faydalı olan meyan kökü antiviral etkileri ile özellikle Hepatit A ve Hepatit C hastalıklarına neden olan virüslere karşı etkilidir. kanser tedavisindei önlemeye yardımcı olur.

Meyan Kökü Nasıl Kullanılır? Meyan bitkisinin kökleri temizlenip kurutulduktan sonra toz haline getirilerek bitkisel bir tatlandırıcı olarak ya da tıbbi amaçlarla kullanılır. Meyan kökünün dövülüp lif haline getirildikten sonra karbonat ve tarçın ile çeşitli işlemlerden geçirilmesi ile elde edilen meyan şerbeti, özellikle sıcak günlerde sevilerek tüketilen bir serinleticidir. Meyan kökünden elde edilen meyan balı ise bilhassa yara tedavisi için oldukça faydalıdır. Bu özelliği ülser yaraları için de kendini gösterir. Meyan kökü fazla miktarda ve/veya uzun süreli kullanımlarda yüksek tansiyona neden olabilir

meyan kökü çayı

15 Haziran 2011
Okunma
bosluk

Ağır işlerde çalışanlar pekmez yesin!

Özellikle ağır işlerde çalışanlar dikkat!
Beslenme ve diyet uzmanları ramazan ayında inşaat, kömür ocakları gibi emek yoğun işlerde çalışanlara sahurda çok miktarda pekmez tüketmesini öneriyor. Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yard. Doç. Dr. Mehmet Akman, yaptığı açıklamada, ramazan ayında uzun bir süre aç ve susuz kalan oruçluların, bu dönem içinde beslenmelerine dikkat etmeleri gerektiğini söyledi.

Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği bu ayda vücudun normalden daha fazla enerji harcadığını ifade eden Akman, ”oruç tutan vatandaşlarımız Ramazan ayı boyunca iftar ve sahurlarda tüketecekleri gıdaların miktarı ve çeşidi konusunda oldukça seçici olmalı.

Gün boyu tok kalma arzusu ile aşırı ve bilinçsiz yemek yerine enerji ve mineral değeri yüksek pekmez ve bal gibi ürünlerin tüketilmesini öneriyoruz” dedi. Akman, inşaat, kömür ocakları ve sanayi gibi emek yoğun işlerde çalışan vatandaşların gün boyu yüksek miktarda enerji kaybettiğini, bu nedenle söz konusu kişilerin sahurda yoğun demir ve kalsiyum içeren gıdalar tüketmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:”Pekmez önemli bir enerji kaynağı. Ağır işlerde çalışanlara sahurda, içerisinde başta demir olmak üzere çok çeşitli vitaminleri barındıran pekmezi bolca tüketmelerini öneriyoruz.

Bunun dışında pekmezi oruç tutan gebe ve emziren anneler için de öneriyoruz. Gebe ve emziren anneler kendileri ve bebeklerinin sağlıkları için oruç tutmamalı. Her şeye rağmen oruç tutmak isteyen gebe ve emziren annelere de sahurda pekmez gibi enerji deposu gıdaları tüketmelerini öneriyoruz. Bu sayede anneler pekmezden aldıkları enerji ve vitamin ile gün boyunca hem kendileri hem de bebeklerinin vitaminsiz kalmamasını sağlayabilirler.”Akman, pekmezi obezite sınırında olanlar ile şeker, tansiyon gibi kronik hastalıkları bulunanların tüketmemesi gerektiğini bildirdi.

Gıda Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Ramazan Çelebi ise her yıl ramazan ayının gelmesiyle birlikte sofralarda yer alan tahinin yoğun şekilde tüketildiğini söyledi.Özellikle tahinli pidelerin uzun süre tok tuttuğu için ramazanda sık tüketildiğini ifade eden Çelebi, ”buna karşın tahin, içerdiği yağ nedeniyle aşırı tüketilmesi halinde yorgunluk hissine neden olabiliyor. Tahin vücudun ihtiyaç duyduğu besin maddelerini içeren bir gıda ama iftarlarda aşırı tahin tüketilmesinden kaçınılmalı” diye konuştu.

15 Haziran 2011
Okunma
bosluk

İleri evre lokal prostat kanseri tedavisi nasıl olur?

Bu konu ileri evre lokal prostat kanser tedavisindei olanları daha çok ilgilendirmektedir. Aşağıda bu konuya ait bilgiler yer almaktadır. Takibini aşağıdan yapabilirsiniz.

Yeni tanı alan tüm PCa olgularının yaklaşık %10-%20’si lokal ileri evre hastalıktır (3). Lokal ileri hastalıkta kabul edilen tedavi yöntemleri radikal prostatektomi, eksternal radyoterapi, brakiterapi + eksternal radyoterapi, monoterapi şeklinde hormonal tedavi ve konservatif cerrahi olarak belirtilmektedir. Lokal ileri evre PCa vakalarının önemli bir özelliği genellikle yüksek grade ve yüksek hacim nedeniyle agresif seyir izlemeleridir. Radikal prostatektomi lokal ileri evrede kısıtlı bir hasta grubuna uygulanmaktadır. Çok iyi seçilmiş küçük T3 olgularında bile seminal vezikül tutulumunun %67 ve lenf nodu tutulumunun %20 olduğunu belirten çalışmalar bulunmaktadır. Radikal prostatektomiye neoadjuvan hormon tedavisinin eklenmesiyle tümör ve prostat volümünde, %50’ye ulaşan bir düşme sağlanabildiği ancak pozitif cerrahi sınır olasılığının azaltılmasının genel sağkalıma ve progresyonsuz sağkalıma olumlu bir etki yapmadığı belirtilmiştir.

T3 hastalık evresinde primer olarak başvurulan tedavi yöntemlerinin %54’ünü radyoterapi oluşturmaktadır. T3 hastalıkta primer definitif tedavinin başarısını gösteren en önemli ölçü lokal nüks oranlarıdır. Radyoterapiye neoadjuvan ve adjuvan hormonal tedavi eklenmesi tedavi sonuçlarını olumlu yönde etkilediğinden gün geçtikçe daha çok önerilmektedir.
Lokal ileri evre prostat kanser tedavisindeinde sık kullanılan bir diğer yaklaşım, doğrudan ve monoterapi şeklinde hormonal tedavidir. Yaşı ileri ve komorbiditesi olan hastalarda lokal ileri hastalıkta doğrudan hormonal tedaviyle başlamak mantıklı bir yaklaşımdır.

Lokal ileri evre prostat kanser tedavisindei hastalarında standart dozlarda tek başına radyoterapinin kür sağlama oranının düşük olduğu Lee ve arkadaşları tarafından bildirilmiştir. Tek başına radyoterapi ile elde edilen düşük başarı oranlarını arttırma çabası ile hormonal tedavinin radyoterapiye eklenmesinin başarı oranını arttırabileceğine dair çalışmalar yapılmıştır. Radyoterapi ile kombine hormonal tedavinin kullanılmasının sağkalım avantajı sağladığı 1997 yılında yayınlanan çalışmalarda gösterilmiştir.

Hanks ve arkadaşları, RTOG 92-02 çalışmasında neoadjuvan olarak başlayıp radyoterapi süresince ve ardından adjuvan olarak devam eden hormonal tedaviyi incelemişlerdir; 1554 hastayı kapsayan bir çalışma yayınlamışlardır. Bu çalışmada, hormonal tedaviye radyoterapiden iki ay önce başlanmış ve radyoterapi süresince devam edilmiş, radyoterapi bittikten sonra da iki yıl hormonal tedaviye devam edildiğini bildirilmiştir. Bu çalışma, radyoterapiden iki ay önce başlayıp radyoterapi bitiminde sonlandırılan kısa süreli hormonal tedaviyi inceleyen bir çalışma ile karşılaştırılmıştır. Hastalıksız sağkalım, biyokimyasal hastalıksız sağkalım ve metastazsız sağkalım gibi genel sağkalım dışındaki tüm parametrelerde uzun süreli hormonal tedavi ile anlamlı derecede daha başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Gleason skoru 8-10 olan hasta grubunda uzun süreli hormonal tedavi ile genel sağkalım daha uzun bulunmuştur. Bilimsel veriler, lokal ileri evre prostat kanser tedavisindei tedavisinde kombinasyon tedavisi kullanılacak ise hormonal tedavinin uzun süreli adjuvan tedavi şeklinde verilmesi gerektiğini göstermektedir.

15 Haziran 2011
Okunma
bosluk

Gebelik kayıpları tekrarlarsa ne olur?

Tekrarlayan gebelik kayıpları (Habitüel Abortus, HA) hekim ve hasta açısından oldukça zor ve stresli bir sorun olup, gebe kalmak isteyen çiftlerin %0,5-1’inde görülmektedir. Gebeliğin 20. haftasında önce yada fetal ağırlığın 500 gramın altında olduğu gebeliklerin herhangi bir mekanik veya farmakolojik etkene bağlı olmadan sonlanmasına erken gebelik kaybı denir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise düşüğü 1977 yılında ağırlığı 500 gramdan az olan bir gebelik ürününün vücut dışına atılması olarak tanımlanmıştır (1). Bu tanımlamada fetal ağırlığın en az kaç olması gerektiği belirtilmemiştir. Bu tanımlamaya missed abortuslar ve kimyasal olarak tespit edilen gebelik kayıpları alınmamıştır. Ayrıca fetal ağırlığın 500 gramın üstünde olduğu gebelik kayıpları da olabilir. Bu nedenle düşük veya habituel abortus gibi deyimlerin yerini “tekrarlayan gebelik kaybı” deyimi almaktadır.

Gebe kalmaya çalışan kadınların %75’inde erken gebelik kaybı olmaktadır (2-4). HA birbirini izleyen en az iki yada daha fazla 20. gebelik haftasından önce gebeliğin spontan olarak sonlanmasıdır (5) Gebeliğin 20. haftasına kadar olan dönemde klinik olarak tanımlanabilen spontan düşük oranı %15 dir. Ovülasyondan sonra geçen süre gebelik kaybının abortus olarak adlandırılmasında önemli olamakla birlikte bu gün halen bu süre için araştırmacılar arasında tam bir görüş birliği bulunmamaktadır (6). Ektopik ve molar gebelikler yüzünden sonlanan gebeliklerde bu başlık altında toplanmaktadır. Canlı bir gebeliğin kaybı ile missed abortus yada blighted ovumun ayırt edilmesi gereği araştırmacılar tarafından kabul edilen ortak görüştür (7-9). Düşüğün tekrarlaması olasılığı ile ilgili literatürde çelişkili oranlar vardır. Gebelik isteyen çiftlerin yaklaşık %5’i iki ardışık gebelik kaybı yaşarken, üç yada daha fazla kayıp yaşayan ailelerin oranı %1 civarındadır. Erken gebelik kayıplarının bir çoğunda olay beklenen adet tarihinden önce yada adet sırasında gerçekleştiği için pek çok kadın durumu farketmeyebilir (2-4). Spontan abortus oranının tesbitindeki bu güçlükler HA sıklığının belirlenmesine de yansımıştır. Ardışık üç düşükten sonra dördüncünün olma olasılığı %40-50 olarak bildirilmektedir (1). Malpas ve arkadaşlarının çalışmasında ilk abortustan sonraki gebeliklerin abortusla sonlanma riski %22, %38 ve %73 olarak bildirilmiştir. Whitehouse ise 2000 gebede yaptığı çalışmada spontan abortus sıklığını %17.6 olarak bildirmiştir. Olasılık hesaplamalarına dayanan bu iki çalışmada da artan düşük sayısının bir sonraki gebeliğinde düşükle sonlanma ihtimalini aratıracağı yönündedir. Klinik olarak yapılan çalışmalarda ise ardarda 3 düşükten sonra gebelik kaybı riski %30-45 olarak bildirilmiştir.

Spontan düşük oranı pek çok çalışmada %10-15 arasında bildirilmektedir, fakat bu rakamın %50 civarında olduğu, pek çok kadının konsepsiyon sonrası 2-4 haftalık gebeliklerden çoğunlukla haberdar olmamasıdır (2-4). Yapılan çalışmalarda döllenen ovumların yaklaşık %50’si canlı bir gebeliğe ulaşırken geri kalanı faklı dönemlerde kaybedildiği bildirilmektedir. İmplantasyondan sonraki ilk altı hafta gerçekleşen gebelik kayıpları yapılan biyokimyasal testler ile ortaya konmuştur. Buna göre implantasyonla ilk altı hafta arasındaki gebeliklerin %30’u kaybedilmektedir. Gebelik kayıpları sıklıkla gebeliğin ilk aylarında (1-12 gebelik haftalarında) olmaktadır. Yapılan literatür taramasında ilk aylarda yaşanan gebelik kayıp oranı %80 dolayında bulunmuştur. Gebelik kayıplarında anne adaylarının yaşlarına bakıldığında, klinik olarak tanımlanan düşük 20 yaşından genç kadınların yalnızca %12’sinde olurken, sıklık 40 yaşından büyüklerde %26’ya yükselir. 40 yaş üstü kadınlarda tüm düşük riski (farkedilen ve farkedilmeyen) yaklaşık %75’tir.

Gebelik kayıplarının toplumdaki sıklığı %15 olarak bildirlmiştir. Fakat her gebelik kaybı bir sonraki gebeliğinde düşükle sonlanma ihtimalini artırmaktadır.

15 Haziran 2011
Okunma
bosluk
sağlık , erkek sağlığı , çoçuk sağlığı , sağlık sitesi Son Yazılar FriendFeed

Sağlık Sitesi